Eren Keskin: Hepimiz Gurbetelli Ersöz’e borçluyuz

Reportaj Summay

Eren Keskin: Hepimiz Gurbetelli Ersöz’e borçluyuz
8 Oct 2021   04:16

Kürt kadın gazetecilere kazanımlarıyla rol ve model olan Özgür Gündem’in ilk kadın Genel Yayın Yönetmeni olan Gurbetelli Ersöz, Türkiyeli aydınlar tarafından da saygıyla hatırlanıyor. Avukat Eren Keskin Gurbetelli için ‘Hepimiz ona borçluyuz’ dedi.

Türk devletinin Kürtlere yönelik zulmünü manşetten düşürmeyen; yazarları, editörleri, muhabirleriyle dağıtımcıları yaptıkları haberler nedeniyle katledilen, tutuklanan Özgür Gündem Gazetesi’nin davalarla kapatılmak istendiği fırtınalı yıllarda Eren Keskin, mahkeme salonlarında gazetenin ilk kadın Genel Yayın Yönetmeni Gurbetelli Ersöz’ün savunmasını yapıyordu.

İnsan hakları savunucusu ve avukat Eren Keskin’in, Gurbetelli’yle ilişkisi 90’ların en fırtınalı yıllarına dayanıyor. Eren Keskin de yıllar sonra Gurbetelli’nin gazetesinde ilk Eş Genel Yayın Yönetmenliğini yaptı. Güçlü bir geleneğin takipçisi ve savunuculuğunu yapan Eren’in, Gurbetelli’yle bağı ise unutulmaz. Birbirlerine bakarken çekilen siyah beyaz fotoğraf, anlamlı bir dostluğun en çarpıcı karesi. Eren Keskin’le o fotoğrafın hikayesini ve aralarındaki dostluk bağını konuştuk. Eren Keskin’e bir de 2016 yılında AKP rejimi tarafından zorla kapatılan Özgür Gündem’in Eş Genel Yayın Yönetmenliği serüvenini sorduk. Evvelinde Gurbetelli’yi ve kazanımlarını Eren Keskin’den dinleyelim.

Gurbetelliyle nasıl tanıştınız?

Özgür Gündem’de Gurbetelli’yi tanıdım. 90’lı yılların başıydı. Kürtler için son derece önemli bir adım atılmıştı. Özellikle Kürdistan’da yaşanan hak ihlallerini dile getiren ve dile getirmeyi amaçlayan yayın organı göreve başlıyordu. İlk gördüğümden itibaren onun çok güçlü bir insan olduğunu ve çok kapsayıcı, herkesle ilgilenen, herkesle eşit bir şekilde ilişki kuran, çok değişik bir kadındı Gurbetelli. Örneğin daha siyasetin radikal kısmından gelmiş olmasına rağmen son herkesin fikirlerine son derece önem veren, yumuşak değerli bir insandı. İlk gördüğüm andan itibaren çok sevdim.

İlk tanıştığınız da siz de nasıl bir etki bıraktı?

O dönem çok yoğun hak ihlalleri başlamıştı, özellikle Kürdistan’da. İnsanlar arasında büyük bir dayanışma vardı. Bu tür görevlerde yer alan kadınlar daha da güven verici oluyordu. Kadın olarak, bir gazetenin başına gelmiş olması hem gurur verici, hem güven vericiydi. Kişi olarak da çok güven verici bir yanı vardı. Ben onu ilk gördüğümde o güven duygusunu duyduğumu hatırlıyorum.

Ortak yürüttüğünüz bir çalışma oldu mu?

Ortak yürüttüğümüz çalışma gazeteydi. Ben o dönem gazetenin avukatlarından biriydim. Ferda Çetin ve birkaç arkadaşımız daha vardı.  En çok Ferda’yı ve Gurbetelli’yi hatırlıyorum.  O dönem baskılarla birlikte çok yoğun bir dayanışma vardı aramızda. Ben o dönem iktidar kavgaları, birbirine küslükler, tartışmalar hiç hatırlamıyorum. Gerçekten büyük bir dayanışma vardı. Hepimiz o dayanışma ruhuyla kendi işimizi yapmaya çalışıyorduk. Öyle hatırlıyorum o günleri.

Gurbetelli gazetenin başına geçtikten sonra, nasıl bir değişim yaşandı?

Gazeteye kadın bakış açısı yansıdı. Daha geniş kesimlerle o dönem Özgür Gündem’in geniş bir ilişkisi vardı. Hiç aklınıza gelmeyecek şekilde Özgür Gündem’de yazılar yazmaya başladılar. O dönem büyük bir yankı yarattı. Bir umut yarattı. Ben bunda Gurbetelli’nin büyük bir payı olduğunu düşünüyorum. Kapsayıcı, herkesle iletişim kuran kişiliğinin bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki daha sonra gazete bombalandığında da yine o kesimler aydınlar, sanatçılar gazeteye karşı büyük bir dayanışma gösterdiler. Bunda Gurbetelli’nin kişiliğinin büyük bir etkisi vardı.

İlk kadın Genel Yayın Yönetmeni olması gazete de nasıl bir gelenek yarattı?

Kadınların çeşitli yönetimlerde yer almaya başlamaları eşbaşkanlık, eş görevler almaları Kürt Hareketinin sayesinde oldu. Gurbetelli, o dönem ilk kadın Genel Yayın Yönetmeni’ydi mesela. Bu bile son derece önemli. Özellikle medya, çok fazla erkek dilinin ve erkeklerin hakim olduğu bir alandı. Bu nedenle Gurbetelli’nin ilk kadın Genel Yayın Yönetmeni olması hem kadın hareketi açısından etkili oldu, hem de kadınlara güven veren bir durum oldu. Bu yönüyle son derece önemliydi.

Siz de Gurbetelli’den bir miras devraldınız. Gazetede yıllar sonra ilk Eşgenel Yayın Yönetmenliği yaptınız.  O süreci anlatabilir misiniz?

Aslında ben gazete de aktif yayın yönetmenliği yapmadım. Gazeteci değilim. O dönem gazete çok fazla baskı gördüğü için sürekli kapatıldı ve sürekli yeni isimlerle gazete çıkmaya başladı. Yıllar sonra ilk kez 2013’te Özgür Gündem adıyla yayınlanmaya başlandı. Bana böyle bir teklif geldi. “Genel Yayın Yönetmeni hanesine adınızı yazabilir miyiz?” diye. Ben bunu her zaman söyledim zaten. Bu görevi devralırken Gurbetelli, Musa Anter, Hüseyin Deniz, hep onlara karşı borcumuz olarak, en başta bir kadın gazeteci olarak Gurbetelli’ye karşı bir borç olarak düşündüm ve bu görevi kabul ettim. Aktif yapmasam da Eşgenel Yayın Yönetmeni olarak görüldüm ve davalar bizlere açıldı. Bundan da hiçbir zaman pişmanlık duymadım. Benim hayatımda her zaman gururla hatırlayacağım bir süreç oldu bu süreç.

Gurbetelli, Türkiye’de kadın özgürlük mücadelesine nasıl bir iz bıraktı?

Gurbetelli, son derece erkek egemen bir alan olan, erkek dilinin hakim olduğu basın alanında, kadın gazetecilerin yolunu açtı. Özellikle kadın hareketi ama kadın gazeteciliği alanında büyük bir rol oynadı. Belki birçok Kürt kadını onu rol, model kabul etti. Onun gibi gazeteciliğe başladı. Böyle bir rolü oldu. Özellikle kadın gazeteciliği anlamında kuruculardan, öncülerden biri birincisi sayılabilir.

Birlikte çektiğiniz ve çok bilinen ortak bir fotoğrafınız var. O fotoğrafın hikayesini anlatabilir misiniz?

O fotoğrafın belki de kimsesinin bilmediği bir hikayesi var. Guretelli’nin tıpta okuyan bir erkek kardeşi vardı. Gerillaya gitmeye karar vermişti. Gurbetelli’de onun doktor olmasını istiyordu. Okuyarak Kürt halkına ve Kürt hareketine hizmet etmesini istiyordu. Bana, ondan bahsetti. O gün gazetenin bir koktelyli vardı. Kuruluş günüydü diye hatırlıyorum. Dediki, “Sonra bir yerde oturalım mı? Sen de konuş” kardeşimle. Gazeteden çıktıktan sonra bir lokantaya oturmaya gittik. Ben de kardeşiyle konuştum. Çok yakışıklı, güzel, genç bir çocuktu. Çok iyi hatırlıyorum. Tıp birinci sınıftaydı ve çok başarılı bir öğrenciydi. Ben de Gurbet gibi ona, “herkes doktor olamıyor. Tıp alanında da sen hizmet edebilirsin.”, “Abla ben duramıyorum” dedi. Ben onu hiç unutamıyorum. Yolda giderken vuruldular. Zaten Gurbet’in de anılarını okuduğumda hayatının en büyük etki yaratan olayıydı bu kardeşi. Çünkü kardeşine adanmış bir ömür gibiydi, ondan sonraki ömür. Benim için o fotoğrafın anlamı o.

Gurbetelli’yi en son ne zaman ve nasıl gördünüz?

En son ne zaman gördüğümü hatırlamıyorum. Birden yok oldu. Kimse bir daha göremedi. Hep canlı halleri kaldı aklımda.

Unutamadığınız ortak bir anınız var mı?

Kardeşiyle oturduğumuz o gün unutamadığım bir anıdır. Bir yandan onu okumaya ikna etmeye çalışması, bir yandan da kardeşine duyduğu saygı. İkisi arasında olup ne yapacağını bilememesi, bana bunu söylemesi. En unutamayacağım anım budur.

Şahadetinin yıl dönümünde Gurbetelli’yi hangi sözlerle anmak istersiniz?

Kürt halkının, Kürt özgürlük mücadelesinin, Kürt kadınlarına çok büyük bir borcu olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu sadece ulusal bir mücadele değil. Aynı zamanda erkek egemenliğe karşı verilen de bir mücadele. Bir boyutu da budur. Çünkü kadınları özgürleştiren bir hareket. Bunda çok önemli bir payı oldu kendisinin. Bu nedenle hepimiz ona borçluyuz diye düşünüyorum.

ANHA