TC’de darbe mekaniği: Hedef toplum kırımı

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Türk devletinin 15 Temmuz sonrası sürecine ilişkin “Darbe mekaniği işliyor” belirlemesinden bulunmuştu.

TC’de darbe mekaniği: Hedef toplum kırımı
22 Nov, 2019   07:03
HABER MERKEZİ

Türk devleti darbe mekaniğini dışarda işgal ve savaşla sürdürürken, işgali içerde ise iç politikada Kürtler ve toplumsal muhalefeti sindirmek için devreye koydu.

15 Temmuz 2016’da danışıklı bir darbe senaryosu oluşturan AKP-MHP faşist ittifakı olağanüstü hal (OHAL) ilan etti.

OHAL dönemiyle birlikte başta basın yayın kurumları ve HDP olmak üzere toplumsal muhalefet adım adım baskı altına alındı.

15 Temmuz sonrasında bütün yetkiler Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın elinde toplandı. Çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK), başta Kürt basın yayın kurumları olmak üzere onlarca televizyon, gazete, ajans kapatıldı.

Yine sendika ve meslek örgütlerine üye on binlerce kişi KHK’larla işten atıldı ve açlığa mahkum edildi.

Avrupa Konseyi geçtiğimiz günlerde yayınladığı raporda; dünyada en fazla gazetecinin hapsedildiği ülkenin Türkiye olduğunu duyurdu. Rapora göre; dünyada toplam tutuklu 130 gazetecinin 110’u Türk devleti tarafından zindana atıldı.

İşkence ve yaşam hakkına kasıt konusunda geçmişten bugüne sicili kötü olan Türk devletinden son 4 yılda ise ihlaller tavan yaptı.

İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre; son iki yılda çoğunluğu Bakur Kürdistan’ında olmak üzere en az 57 kişi yargısız infaz edildi.

İşkence karakollarda rutin hale geldi ve 28 bin kayıtlara geçen işkence vakası yaşandı.

Darbenin hedeflerinden biri de “Kayyum” adı altında irade gaspı. İrade gaspı faşist Erdoğan’ın “bizim için nimet” dediği 15 Temmuz darbe senaryosunun ardından ilan edilen olağanüstü hal ile birlikte kolaylaştırıldı.

2016’dan sonra HDP’nin 105 belediyesinden 94’ü kayyum eliyle gasp edildi ve yerine vali ve kaymakamlar atandı.

31 Mart 2019 yerel seçimlerinden halk kayyumu kabul etmedi ve HDP bu belediyelerin büyük bir kısmını geri aldı.

Faşist Erdoğan rejimi,  kayyum politikasını bu kez parça parça devreye koydu. Amed, Wan, Mardin, Hakkari gibi büyük şehirler yanında; Kulp, Karayazı, Yüksekova, Erciş, Nusaybin, Kayapınar, Kocaköy, Bismil, Saray, Cizre, Kızıltepe, İpekyolu, İdil, Yenişehir, Hazro, Savur, Derik, Mazıdağı, Suruç ve Dersim’in Akpazarı beldesine kayyum atandı.

Ağustos-Kasım ayları arasından kayyum atanan belediyelerin eşbaşkanlarının hemen hemen hepsi dahil HDP’li 2 bin kişi gözaltına alındı. 1527 HDP’li tutuklandı.

HDP’ye yönelik faşist saldırıların ardından tabanda sine-i millet, yani Türk meclisinden ve belediyelerden çekilme tartışmaları başladı.

Merkez Yürütme Kurulu’nda (MYK) ‘çekilme’ tartışmalarını değerlendiren HDP yönetimi bir deklarasyon yayınladı.

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve Sezai Temelli tarafından açıklanan deklarasyonun satır başları şöyle;

-Türkiye’nin bir kayyum rejimi ile yönetildiğini ve bu rejimin her alana yaygınlaştırılmak istendiği iktidarın temsilcileri de saklamamaktadır.

-İktidarın sürekli dile getirdiği 2023 hedefinin bu plandan bağımsız olduğu yanılsamasına hiç kimse kapılmamalıdır.

-2020’de Meclisi, 2021’de Anayasa’yı tümden anlamsızlaştırmayı hedefleyen bu proje, 2023’te rejiminin başarısını açıkça ilan etmeye hazırlanmaktadır.

-İktidarın yasaları yok sayan ve kendi saray rejiminin kalıcılaşma hedefi olarak başvurduğu kayyım politikası tek adam sultasına dayalı bir ‘Atanmışlar Rejimi’ anlamına gelmektedir.

-Kayyım rejimi aynı zamanda bir rant paylaşımı üzerinden yandaş sermayeyi palazlandırma rejimidir.

-Böyle bir rejim ancak savaş politikaları ve milliyetçi hamaset üzerinden kendi durumunu ve tahakkümünü sürdürmeye çalışır.

-Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik gerçekleştirilen savaş bu çerçeveden bağımsız düşünülemez. Kayyım rejimi savaş rejimidir. Kayyıma karşı mücadele barış mücadelesidir.

-Kayyım uygulaması aynı zamanda Kürtlere karşı düşman hukuku uygulamasıdır.

HDP önümüzdeki dönem yol haritasını ise şöyle belirledi:

-Halkın emaneti, iradesi onurumuzdur. Teslim etmeyeceğiz.

-31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde de görüldüğü gibi çoğunluk desteğini kaybetmiş, toplumsal meşrutiyet zeminini yitirmiş bu iktidar, kayyımlar gibi siyasi darbe yöntemleriyle halkların iradesini gasp ederek, hukuk dışı ve gayri meşru yollarla toplumu daha fazla yönetemez.

-Türkiye halklarının AKP-MHP sultasından kurtulması için ‘erken seçim’ diyoruz. Bu bir meydan okuma çağrısıdır.

-Buradan hodri meydan diyoruz! Bütün muhalefeti bu erken seçim talebinin etrafında birleşmeye ve harekete geçmeye çağırıyoruz.

-Savaşa, sömürüye, darbelere karşı demokratik uzlaşı, özgür siyaset ve evrensel hukuk ölçeğinde üçüncü yol siyaseti olan Demokratik Cumhuriyet paradigmamızı yüzyıldır biriken sorunları çözmek için sonuna kadar savunacağız.

-Eş başkanlık ve eşit temsil sistemi, erkek egemenliğine, tekçiliğe, inkâr ve yok saymanın her biçimine karşı on yıllardır kesintisiz mücadele sürdüren kadınların, toplumu dönüştürmenin en önemli adımlarından biridir. Eş başkanlık mor çizgimizdir ve bizler için ilkeseldir.

- Kamuoyuna çağrımızdır: Demokrasiyi inşa etmek, kazanımlarımızı korumak, yeni kazanımlar elde etmek ancak ve ancak demokrasi güçlerinin birlikte mücadelesiyle mümkün olabilir.