Erdoğan’ın ‘özgürlüğü’ ölüm ve talan

Erdoğan’ın ‘özgürlüğü’ ölüm ve talan
26 Aralık, 2018   06:45

AZİZ KÖYLÜOĞLU

Özgürlük nedir? Kim özgür etmek istiyor? Kim köle etmek istiyor? Bu soru bugünlerde tüm Kürt, Arap, Süryani, Türkmen, Ermeni ve Çerkezler için geçerli. Sadece Kuzey ve Doğu Suriye halkları düşünmüyor. Bölge halkları Erdoğan’ın sözlerini duyduğu zaman ölüm, talan, işkence, tutsaklık, göç ettirme, asimilasyon, halkların soykırımı ve benzeri şeyler akıllara geliyor. Her zaman olduğu gibi işgalci Türk devleti ve özelinde faşist diktatör Erdoğan her zaman olduğu gibi yalanlara başladı ve ‘Bölge halklarına özgürlük getireceğim’ diyor; Efrîn, Cerablus, Bab ve Ezaz’ı örnek gösteriyor.

Acaba, Türk devletinin işgali altında bulunan bu bölgelerde neler oluyor? Tarafsız bir gazeteci giremediği için bölgeden net bilgiler alınamıyor. Ancak bölgeden göç eden halk, Türk devlet işgalciliğinin gerçeğini açıklıyor.

Erdoğan her ne kadar ‘Özgürlük getireceğim’ dese de bölge halkı bu sözlerin zulüm anlamına geldiğini biliyor.

Türk devleti ve çetelerinin işgali öncesi Ezaz, Cerablus ve Bab’daki Kürtlerin nüfus oranı yüzde 40’tı. İşgalci Türk devletinin bölgeye yönelik siyaseti Kürtleri göç ettirmek ve bölgenin demografisini değiştirmekti. İkincisi, siyasetine göre olmayan Arapları ve Türkmenleri ölüm tehditleriyle, ev baskınlarıyla ve kaçırmalarla göç ettirdi. Dışarıdan getirilen Uygurlar, Kafkaslar ve Selefi grupları bölgeye yerleştirdi. Şimdi gerçek Ezazlı, Cerabluslu, Bablı kaç kişi bölgede var, net olarak bilinmiyor. Eldeki verilere göre yüzde 40 da kalmadı. İşgalci Türk devleti Bab, Cerablus ve Ezaz’daki Arap halkı için ölüm, işkence, göçmenlik ve yoksulluk getirdi. Bölge halkı şimdi çete zulmü altında yaşıyor. Çeteler talanlarla birlikte suçsuz insanları kaçırıyor, ailelerinden fidye istiyor. İşgalci Türk devletine bağlı çeteler her gün kendi çıkarları için birbiriyle savaşıyor, onlarca sivil de çetelerin bu savaşında hayatını kaybediyor.

Faşist diktatör Erdoğan’ın en dikkat çeken sözü ise ‘Kürtlere özgürlük getireceğim’ sözü. Bu söz şaka gibidir. İşgalci Türk devleti kurulduğu günden bu yana Kuzey Kürdistan’daki Kürtlere yönelik katliamlar yapmaktadır. Kürtçe hala yasaktır. ‘Ben Kürdüm’ diyenler sokaklarda katledilmektedir. Kürtler adına siyaset yapanlar zindanlara konulup yıllarca ceza almaktadır. Yalnızca Kürtler değil, Erdoğan’ın siyasetini eleştiren herkes ya Türkiye’den kaçmak zorunda kalıyor ya da tutuklanıyor. Türkiye, bugün özgürlükten yana olanlar için yaşanamaz bir yer olmuştur.

İşgalci Türk devleti yalnızca Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de yaşayan Kürtler için değil dünya üzerinde bulunan tüm Kürtler için büyük bir tehlikedir.

Türk devleti işgal etmeden önce Efrîn, Suriye’deki en güvenli yer idi. Şam, Humus, Hama ve Halep’ten binlerce göçmen Efrîn’e sığınmış ve huzur içinde bir yaşam sürüyordu. Bununla beraber Efrîn’de bulunan herkesin ekonomik durumu günbegün iyiye gidiyordu. Yüzlerce işyeri vardı ve çalışma imkanı vardı.

Efrîn’i işgal etmeden önce işgalci Türk devletince yine aynı sözler sarf edilmişti: ‘Efrîn halkına özgürlük getireceğiz’. Şimdi Efrîn’de Efrînli kalmadı. Türk devleti sadece bir partiye ya da bir fikre karşı değil, Efrîn’deki tüm Kürtler için soykırım siyaseti yürütüyor. İşgalci Türk devletinin Efrîn’de Apocu bırakmadığı, Barzanileri bıraktığı söyleniyor. Efrîn’deki talan görüntüleri hala gözlerimizin önünde. Türk devletinin işgali öncesi Efrîn’deki Kürt nüfusu yüzde 90’dı. Ama şimdi Kürtlerin oranı yüzde 5 bile değil. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin verilerine göre Efrîn’den 350 bin Kürt çıkarıldı.

Erdoğan’ın ‘özgürlük’ masalları bölgenin kadim halkları olan Kürt, Arap, Türkmen, Süryani, Asuri, Ermeni ve Çerkezler için talan, göç ve işkence anlamına geliyor. Bölge halkları artık bu masallara inanmıyor ve Türk devlet işgalciliğine HAYIR! diyor.

(cj)