İdlib anlaşmasında amaç ne?

Türkiye sırf Kürtlere karşı savaş için Rusya ve rejimin çıkarlarına göre olan tüm anlaşma ve mutabakatlara hazır.

İdlib anlaşmasında amaç ne?
12 Oct, 2018   08:50

CUMA MIHEMED

Dikkat çeken soru şu ki, çeşitli çete gruplarının kontrolünde olan İdlib’in kaderi ne olacak? Bu bölgede, uluslararası ve bölgesel güçlerin çıkarları ve anlaşmaları temelinde Suriye’nin çeşitli bölgelerine yayılmış gruplar bulunmakta.

Hiç şüphesiz bu bölge üzerine varlın anlaşmalar ve sağlanan mutabakatlar, bölgenin geleceğini de belirliyor. İki yıl önce Halep’te olanlar bunun göstergesi. Halep’te o zaman ne oldu diye sorulacak olursa, Suriye rejimi silahlı grupların ellerindeki mahalleleri geri almış, karşılında ise Türkiye’nin Cerablus, Ezaz ve Bab’ı işgalinin önünü açmıştı.

Sonrasında bu tür anlaşmalar Suriye’nin birçok bölgesinde de gerçekleşmiş ve nihayetinde Türkiye’nin Efrin’i işgalinin önü açılmıştı. Bu anlaşma, Rusya, İran ve Türkiye üçlüsü arasında düzenlenen Astana görüşmeleri çerçevesinde uygulanmıştı. Buna göre Suriye’nin bazı bölgeleri ‘çatışmaların azaltıldığı bölgeler’ olarak belirlenmiş, akabinde rejim de bundan faydalanmış ve bahsi geçen bölgeleri birer birer silahlı gruplardan almıştır.

Bilindiği gibi anlaşmaların ve görüşmelerin konusu İdlib oldu. Özellikle çete grupları İdlib’de toplandıktan sonra tüm gözler bu bölgeye çevrildi. Bununla birlikte görünen o ki bölge üzerine yeni anlaşmalar yapılacak ve bölgenin geleceği belli olacak. Bu anlaşmalar da Türkiye ve Rusya’nın denetiminde gerçekleşecek.

Peki anlaşma ne?

Rejim, İdlib’in kontrolünü yeniden sağlamak istiyor. Suriye rejimi başkanı Beşar El-Esed, birkaç gün açık bir şekilde İdlib’in rejimin kontrolünde olacağını ve ‘tampon bölge’ anlaşmasının geçici olduğnu açıklamıştı.

Rus tarafı ise çoğu açıklamasında İdlib’den teröristleri çıkarmak istediklerini söylemişti. Türkiye ise ‘ılımlı muhalifler’ olarak adlandırdığı silahlı grupları bölgeden çıkmaları konusunda ikna için çalışıyor. Ama teröristlerin ne olduğu ve ne olacağı konusunda kimse bir şeyden bahsetmiyor.

Türkiye, çıkarı olmadığı durumda rejim ve Rusya’nın karşısında boyun eğmez. Merak edilen bir diğer soru ise rejim ile Demokratik Suriye Güçleri’nin (QSD) geleceği konusunda. Zaten, rejim ile Demokratik Suriye Meclisi (MSD) görüşmeleri başlar başlamaz İdlib konusunun dünya gündemine gelmesi dikkat çeken bir başka husus.

Türkiye’nin bütün faaliyetleri, Kürtlere karşı düşmanlık temelinde. Türkiye, Halep üzerindeki anlaşmasıyla Kobanê Kantonu ve Efrin Kantonu’nun birbirine bağlanmasını önlemek istedi. Guta ve Şam kırsalı üzerinde varılan anlaşmayla da Efrin işgalinin önü açıldı. Görünen o ki Türkiye’nin İdlib konusundaki anlaşma ve uzlaşmaları da yine Kürtlere karşı savaş temelinde olacak.

Türkiye’nin, rejim ile MSD görüşmelerinin son bulması için İdlib konusunda rejime boyun eğdiği görülüyor. Rejim, QSD’nin kontrolündeki bölgelerin daha çok kendi kontrolüne geçmesini istiyor. Qamişlo’da karışıklık çıkarmak isteyenlerin gerçekleştirdiği olay da bu çerçevedeydi.

Erdoğan bir süre önce Reqa’daki DAİŞ çetelerinin Mısır’ın Sina yarımadasına geçtiğini iddia etmişti. Araştırmacılar, Erdoğan’ın bu iddiasıyla, Mısır ve Libya’daki teröristlere gizli destek sunma çabasında olduğunu belirtmişti.

Türkiye, Kürtlerin hakimiyet alanlarının genişlemesini önlemek için Rusya ve rejimin isteklerine göre hareket ediyor. Bununla birlikte Suriye rejimi ile ilişkilerini iyileştirmek isteyen Türkiye, Suriye’nin geleceğinin rejim ve ortaklarının elinde olduğunu görüyor. Bu sebeple Türkiye tüm gücü ve imkanlarıyla, silahlı grupları İdlib’den çıkmaları konusunda razı etmek, razı olmayanları ise yok etmek için çalışıyor. Türkiye bu çerçevede, Kuzey Suriye’deki özerk yönetime karşı savaş için her türlü şeyi yapmaya hazır.

Artık açık bir şekilde görülmektedir ki Erdoğan rejimi El-Nusra ve El-Kaide’li teröristlerle ilişki içindedir ve bu teröristlerin kaderi Türkiye’nin kararlarına bağlı.

Bu durum Türkiye-ABD ilişkilerini de etkiliyor. Özellikle Türkiye’nin Suriye’deki ABD karşıtı politikaları sonucu iki ülke arasındaki ilişkiler kriz halini aldı ve bu krizin daha da derinleşmesi bekleniyor.

(cj)

ANHA