İdlib’deki çeteler Erdoğan’ın emrinde

İdlib’teki El-Kaide bağlantılı çete grupları, yıllardır kendilerini koruyup destekleyen Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda hareket ediyor. Öte yandan silahlı muhalifler de Erdoğan’ın amaçlarını anladı ve her an kendilerini satabileceğinin farkında. Erdoğan, bu grupların rejim ile anlaşmasından korkuyor.

İdlib’deki çeteler Erdoğan’ın emrinde
28 Sep, 2018   08:15

HABER MERKEZİ

Suriye krizinin başladığı andan itibaren Erdoğan, komşusuna yönelik müdahaleye terör listelerinde yer alan ‘Müslüman Kardeşler’i destekleyerek başladı. Devamla birçok çete grubunu topladı ve Suriye topraklarına geçişini sağladı. Her ne kadar bu çete gruplarıyla Suriye topraklarını işgal etmek istese de bunu başaramadı. Sonrasında yaşanan gelişmelerle Rusya ve İran’la ittifak haline geçti ve çeteler ile silahlı grupların elindeki Doğu Guta, Kalamun ve Suriye’nin güney bölgelerini rejime teslim etti.

Rejimin Suriye’nin güneyini almasının ardından Türk devleti, çetelerini İdlib’e yönlendirdi. Burada bir parantez açarak teröristlerin İdlib’i nasıl aldığını hatırlayalım; Türkiye 2015 yılının Şubat ayında bölgeye geçti, MİT ve çete gruplarının başları burada toplantılar düzenledi. Bu toplantının ardından 24 Mart 2015’te “Ceyş El-Fetih” adlı çete grubu kuruldu.

Oluşturulan bu çete yapılanması El-Nusra, Ehrar El-Şam, Cund El-Eqsa, Feyleq El-Şam ve Ecnad El-Şam çete gruplarının toplamından oluşuyordu. Bu gruplar 28 Mayıs 2015’te İdlib’i ele geçirdi. Daha sonrasında Türk devleti, bölgede teröristlerle ilişkili olduğunu gizlemek amacıyla çok sayıda çete yapılanması oluşturdu. Onlardan bazıları Nureddin Zengi hareketi, Ehrar El-Şam,  Cebha El-Şamiya, Furqet El-Hemza şeklinde. Sonrasında bunlara Özbekistan Semerkant tugayları, Doğu Türkistanlı Türkistan İslam Partisi ve Din Nöbetçileri gibi çete yapılanmaları da eklendi.

Bu müdahalelerle Erdoğan’ın teröristlerin yöneticiliğini yaptığı ortada. Özellikle de İdlib’in yüzde 60’ını işgal eden El-Nusra’nın.

Rusya’nın İdlib’e yönelik operasyonu gündeme getirmesiyle birlikte Türkiye’nin kente yönelik müdahalesi yoğunlaştı. Bu çerçevede Tahran’da gerçekleşen Türkiye, İran ve Rusya üçlü zirvesinde Erdoğan, çete sözcüsü görevi yürüterek El-Nusra’nın ateşkes talebini zirvede sundu. Ancak Putin bu öneriyi, reddetti.

19 Eylül’de Erdoğan ile Putin, Rusya’nın Soçi kentinde bir araya geldi. Bu görüşmede iki taraf silahsız bölge oluşturulması ve teröristlerin bölgeden uzaklaştırılması konusunda anlaştı.

Türkiye, ‘İdlib’deki teröristler ve muhalifler’ diye bahsederken akla şu soru geliyor: Hangisi terörist hangisi muhalif?

Erdoğan, İdlib’de bulunan tüm grupları ‘silahlı muhalif’ olarak adlandırıyor. Çok iyi biliyoruz ki İdlib’deki grupların çoğu Türk devletinin teröristleri ve çoğu da Türkiye tarafından kuruldu, eğitildi. Bununla beraber Türkiye, tüm imkanlarıyla bu çetelere destek vermekte, onlar da haliyle Erdoğan’a hizmet etmekte, talimatlarını yerine getirmektedir.

Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında teröristlerin silahsız bölgeden çekildiğini söylemişti. Acaba nasıl çekiliyorlar? El-Nusra, Türkistan İslam Partisi, Din Nöbetçileri gibi başta anlaşmayı kabul etmeyenler, anlaşmayı kabul etti de mi çekildi? Yoksa Erdoğan’ın emri üzerine mi çekildiler? Eğer çekildilerse de nereye gittiler? Bu soruların cevapları, Suriye’deki gelişmeleri ve Türkiye’nin politikalarını takip eden herkes için çok iyi bilinmekte.

Erdoğan çetelerinin, Ruslarla yaptıkları ittifaka uyacağından emin. Öte yandan da Erdoğan, İdlib’de bulunan ve daha önce Halep, Doğu Guta, Kalamun ve Dera’da sattığı muhaliflerden korkuyor.

Bununla beraber silahlı muhalifler, Erdoğan’ın kendilerine sahip çıkmayacağının ve her an bir anlaşma karşılığı satabileceğinin farkında. Bunu bilen Erdoğan’da muhaliflerin rejimle mutabakat sağlamasından korkuyor. Bu yüzden de Türkiye’de çeteleri davet edeceği bir toplantıyla muhaliflerin önünü kesmek istiyor.

Tüm bu anlaşmalar ve görüşme trafiğine rağmen İdlib, Türkiye’ye kalmayacak. Çünkü İdlib Suriye’nin bir parçası. İskenderun’un başına gelenler İdlib’in başına gelmeyecek. Ayrıca Rusya ile Türkiye arasındaki anlaşma geçici. Bu anlaşmanın amacı kendi üzerlerindeki ve İran üzerindeki uluslararası baskıyı azaltmak.

Ama yine Suriye’ye yönelik terör tehdidi devam ediyor. Çünkü Türk devleti teröristlerini Efrin’e gönderdi ve Halep yakınlarında bir yerde topladı. Bu da Halep’i Osmanlı vilayeti olarak gören Türk devletinin, Halep’e yönelik saldırıları endişesini arttırıyor.

(cj)

ANHA