Kuzey Suriye demokraside derinleşmek zorunda

Kuzey Suriye demokraside derinleşmek zorunda
18 Sep, 2018   05:11

Zeki BEDRAN

Suriye’de çözüm öyle kolay ve kısa sürede olacak gibi görünmüyor. İdlib sorunu nasıl çözülecek, o da savaşa hazırlık ve pazarlık konusu olmaya devam ediyor. Türkiye ise savaşı Rojava’yı hedefleyerek derinleştirmek istiyor. Ağzı kanlı bir kurt gibi Kürtleri boğazlamaya can atıyor. Suriye rejimi de elde tuttuğu bölgelerde ve kuzey Suriye’deki güçlerle birleşerek demokratik bir anayasada anlaşmaktan uzak. Hala eski zihniyette. Hükümet memurları ve kurumları gelsin, yönetimleri devralsın görüşünde. Yürütülen mücadele ve büyük direnişler, halkın ödediği bedeller ve demokrasi talepleri görmemezlikten geliniyor.

İdlib’i elinde tutan El Nusra ve diğer silahlı güçlerin bir demokrasi projesi ve talepleri yok. Kendi iradeleriyle karar verme güçleri ne kadar var, o da pek bilinmiyor. Muhalefet denilen güçlerin bir kısmı da Türk devletinin ajanı ve uzantısı durumuna getirilmiş. Hem rejime hem de Kürtlerle karşı savaşa hazırlanmış birer kukla durumundalar. Muhalefet denilen bu güçler ve bunların dışında kalanlara bakıldığında çok parçalı oldukları ilk bakışta görülüyor. Birçok devletin ve istihbarat örgütlerinin bu güçlerle ilişkileri var. Kimin eli kimin cebinde tam olarak bilinmiyor.

Yönetim ve demokrasi projesi ve hedefi olan tek güç kuzey Suriye güçleri olarak öne çıkıyor. Savaş ne zaman ve nasıl biter bilinmiyor. Kuzey güçleri belirsizlikler ve tehlikelerle dolu olan ortamda yol almak durumunda. Kuzey güçleri bu kaos ve kriz ortamında atıl ve seyirci, eli kolu bağlı duramaz. Bir yandan savunmasını pekiştirmek, bir yandan da rejimle çözüm ve demokrasi için görüşmelerini sürdürmek durumunda. Aynı zamanda diplomasiyi etkili kullanarak kuşatılmaya ve yalnızlaştırılmaya karşı durmalıdır. Arap Kürt birliğini ve ittifakını sağlamak için daha dikkatli ve süratli çalışmalıdır.

Rojava devrimi altı yılı geride bıraktı. Rakka ve Dera Zor’a kadar etkisini yaydı. Araplar, Kürtler, Asuri-Süryani ve diğer toplumlarla başarılı bir birlik kuruldu. Suriye’de halkın güvenlik ve istikrar içinde yaşayabileceğini ispatladı. Kuzeyde kalan toplumlar birliği ve güveni demokratik bir programda anlaşarak hayata geçirdiler. Demokrasinin yegane alternatif olacağını pratiklerinde gösterdiler. Bu açıdan da Türk faşizmi hem demokrasiyi hem de Kürtlerin kimliğini kabullenemediğinden Kuzeye düşmanlık yapıyor ve istikrarı bozmaya, provokasyonlar yaratarak Nusra gibi güçleri de Kürtlere saldırtarak işgal koşullarını yaratmaya çalışıyor.

Cerablus, Azez, İdlib gibi bölgelerde demokrasi isteyen ve bunun için savaşan bir güç ortada yok. Olanlar da etkisiz ve ortaya çıkıp bunu sahiplenecek, dile getirecek güçten yoksundurlar. Ağırlıklı olarak Türk ırkçılığının denetimine girmişler. Şam ve diğer bölgelerde kalan halk da sokağa çıkıp demokrasi isteyecek güce ve örgütlülüğe sahip değil. Halk demokrasi istemiyor denilemez. Ama halkı eğitecek ve örgütleyecek bir öncülüğe ihtiyaç var. Ortada bunu yapabilecek bir güç görünmüyor. Yurtdışına atılmış veya çıkmış kesimler de ortaklaşmış değil. Dolayısıyla tüm Suriye’ye demokrasi konusunda öncülük yapabilecek tek güç kuzey Suriye’dir. Şimdiye kadar hem demokrasiyi inşa etmek için ciddi biçimde yol alınmış ve azımsanmayacak bir deneyim de kazanılmıştır. Milliyetçilik, mezhepçilik eksenli politika benimsenmediğinden tüm Suriye halklarını kapsayacak ve kucaklayacak bir düzey yakalanmıştır.

Kuzey devrimi tüm Suriye için bir moral kaynağı ve motive edici güçtür. Yurt içinde ve dışındaki aydınlara, gerçek demokrasi isteyenlere, bunun için bedel ödeyenlere ulaşmak ve ortaklaşmak gerekiyor. Devrimin kapsamını daraltmamak çok önemlidir. Rejim milliyetçiliği kullanarak Kürtlerle Arapları birbirlerinden koparmaya ve çelişkiler yaratmaya çalışıyor. Türk devleti dini ve mezhepçiliği öne çıkararak halkları birbirinden uzaklaştırmaya ve birliği sabote etmeye can atıyor. Dışarıdan gelen, bölgeye ve Suriye’ye müdahale edenlerin de bir demokrasi sevdaları veya dertleri yoktur. Onlar çıkarlarına ve hegemonyalarına bakarlar. Bu durumda asıl rol ve öncülük kuzey devrim güçlerine düşüyor. En başta halkı aydınlatmak, kara propagandaların etkisini kırmak, propaganda ve ajitasyon çalışmalarına ağırlık vermek görevi var.

Kuzey durup dinlenmeden meclislerini, komün ve kooperatiflerini kurmalıdır. Halka dayanmayan bir devrimin başarıya ulaşması mümkün değildir. Halktan kopan bir partinin öncülük görevini yerine getirmesi ise hiç mi hiç mümkün olmaz. Zaman demokrasi ve devrim zamanıdır. Diğer yol ve arayışlar kaybettirir.

Kaynak: Ronahi Gazetesi