Tevger neden seçimlere sokulmuyor!

Irak’ta yeni hükümet kurma çalışmaları sürmektedir. Başurê Kürdistan'da bölgesel seçimler yapılacaktır. Irak'ın siyasi durumu ve Başurê Kürdistan'daki gelişmelerin hangi yönde olacağı biraz da bu süreçlerin sonunda belli olacaktır.

Tevger neden seçimlere sokulmuyor!
17 Sep, 2018   06:05

XIDIR ALİ ŞENGALİ

Irak üzerinde yoğun bir mücadele sürmektedir. İran bir taraftan, ABD ve Suudi Arabistan bir taraftan Irak üzerinde siyasal mücadele yürütmektedirler. Öyle ki, Basra’da başlayan ‘Irak Baharı’ üzerinde etkili olmak ve yönlendirmek istemektedirler. Irak'ın güneyinde başlayan halk hareketleri esasen halkın binlerce yıllık despot ve otoriter iktidarlara karşı demokrasi ve özgürlük arayışını ifade etmektedir. Aslında tüm Ortadoğu'da beş bin yıllık devletçi sistemin çivisi çıkmıştır. Artık devletçi otoriter sistem eskisi gibi Ortadoğu'ya, Suriye’ye ve Irak'a hakim olamayacaktır. Arap Baharı ile birlikte tarih sahnesine yeni siyasal dinamikler ve aktörler ortaya çıkmıştır. Irak'ta gelişen halk hareketlerini de bu çerçevede ele almak gerekmektedir. Ancak Arap Baharında olduğu gibi Irak Baharını da her güç kendine göre etkileyip yönlendirmeye çalışmaktadır.

Irak'taki siyasal mücadele çok aktörlüdür. Türkiye de bu aktörlerden biridir. Türkiye her ne kadar İran'a göz kırpsa da esas olarak ABD ve Suudi Arabistan cephesine yakın duracağı açıktır. Hatta bu cepheyle ilişkiler içinde olan güçlere yönelik bir politika yürüteceği görülmektedir. Bu açıdan Irak'taki tarafları da homojen görmemek gerekir. İran Şii etkisiyle daha fazla etkinlik kurma imkanına sahip görülse de İran karşıtlarının daha ağır basacağı anlaşılmaktadır. Sadr’ın İran yanlısı olmaması diğer cephenin konumunu güçlendirmektedir. Ancak ‘Osmanlı’da oyun çoktur’ deyimine taş çıkartacak biçimde şark kurnazlığının merkezi olan İran’ın nasıl bir hamle yapacağı ve neyi hesapladıkları, ne olacak bunu yakında göreceğiz.

Ancak şu bir gerçektir ki; Irak yakın zamanda durulmayacak, istikrar ve barışa kavuşamayacaktır. Tüm siyasi hesaplarını ve taktiklerini buna göre yapanlar kazanacaktır. En başta da Irak için demokrasi önerenler ve bu konuda tutarlı bir proje ortaya koyanlar kazanacaktır. Hangi güç daha fazla demokratik yaklaşım içinde olursa onlar kazanacaktır. Özellikle Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus ve yerel demokrasi yaklaşımını esas alan politik aktörlerin hepsinden daha fazla avantajlı olacağı ve gelişmelere yön verebileceği görülmektedir.

Başur’daki seçimler de önem kazanmıştır. Eğer Irak'taki bu istikrarsızlık ortamında Kürtler ortak hareket edecek bir siyasi yaklaşım gösterebilirlerse Irak siyasetinde etkili olurlar. Bunun için de demokratik zihniyet, yaklaşım ve tutuma ihtiyaç vardır. Eğer 2017’de olduğu gibi milliyetçi-devletçi argümanlarla Irak'taki politik aktörlerle gerilim içinde olurlarsa önlerindeki tarihi fırsatı kaçırmış olurlar. Irak'ın sıkışıklığını tehdit ve şantaj aracı olarak değil de demokratikleşme temelinde çözümleyici yaklaşırlarsa Irak siyasetini mevcut güç ve konumlarından çok öte yönlendirebilirler. Bu açıdan KDP zihniyetinin baskın hale gelmemesi gerekir. KDP bu süreçte kendini güçlenmiş sanarak çıkarsa, yine tehdit ve şantaj politikasıyla milliyetçi-devletçi eğilimleri dayatırsa sonuç 2017 referandumundan farklı olmayacaktır. KDP Kürtlerin birlik olma avantajını kendi zihniyetiyle ele alırsa bu tarihi fırsat kaçırılacaktır. Eğer Irak'ın demokratikleşmesini zorlayan bir Kürt birliği olursa bundan hem Kürtler hem Irak hem de tüm Ortadoğu kazançlı çıkacaktır. Başur Kürtleri 2003’ten sonra Başurê Kürdistan'ın demokratikleşmesi temelinde Irak'ın demokratikleşmesini hedefleyen bir proje ortaya koysalardı şu anda Irak'ın en temel siyasal aktörü Kürtler olacaktı. Ancak iktidar hırsının yarattığı dar kafalılık bunu görmeyi engellemiştir.

Başurê Kürdistan seçimlerindeki bu dar kafalılığı aştıracak Tevgera Azadi’nin seçimlere girmesi engellenmiştir. Türkiye'deki soykırımcı şövenist zihniyetler HDP’yi nasıl etkisiz kılmak istiyorlarsa Başurê Kürdistan'da da ilkel milliyetçi yaklaşımlar Başurê Kürdistan'ın demokratik seçeneği olan Tevger’in seçimlere girmesine engel olmuşlardır. Tevger’in seçimlere sokulmaması konusunda KDP ve YNK ortak tutum takınmıştır. KDP Türkiye baskısı üzerinden YNK’yi Tevger’in seçime sokulmaması konusunda ‘ikna’ etmiştir. Sadece seçim kurulu böyle bir yasak getirmemiş, Tevger’in herhangi bir siyasi parti ve hareketle ittifak yaparak seçime girmesi de engellenmiştir. Tüm partiler üzerinde Tevger ile ittifak yapmamaları konusunda baskı kurmuşlardır. Bazı partiler Tevger’e sizinle ittifak yapardık ama üzerimizde çok baskı var, demişlerdir. Türkiye'nin özellikle KDP üzerinden böyle bir baskı yaptığı bilinmektedir. Ancak ABD’nin de böyle bir engellemede rolü olduğu yönünde yorum ve değerlendirmeler de bulunmaktadır. Türkiye; Irak'ın, Suriye'nin ve Ortadoğu'nun demokratikleşmesinden korkmaktadır. Bu açıdan Ortadoğu'nun en dinamik demokratik gücü olan Kürtler üzerinde her yerde baskısını artırmış bulunmaktadır. Afrin işgali ve Rojava Devrimini boğmak istemelerinin bir amacı da budur.

Tevgere Azadi’nin seçime sokulmaması ciddi bir durumdur. Bu Başurê Kürdistan ve Irak'ın demokratikleşmesine yönelik bir saldırıdır. En başta da Başurê Kürdistan halkına yönelik bir saldırıdır. Demokratik güçlere saldırı halka saldırıdır. Çünkü demokrasi halkın yönetimidir. Başurê Kürdistan'da halkın yönetimi istenmiyor. Bu durumu tüm Başurê Kürdistan halkı görmeli, başta KDP olmak üzere Tevger’in seçime girmemesinde rolü olanlara karşı tutum almalıdır. YNK, Goran ve kendilerini demokrat gören siyasi güçlerin Tevger’in seçime sokulmamasına tepki göstermemesi de Başur’daki mevcut siyasi hareketlerin demokratik zihniyetin zayıflığını göstermektedir. Böyle olmasaydı demokratik tutum göstererek Tevger’e sahip çıkarlardı. Demokratlık, düşüncelerini beğenmeseniz de sizin gibi düşünmeyenlere yönelik baskılara karşı çıkmak ve onları sahiplenmektir. Bu açıdan Başur’daki tüm siyasi partiler demokratlık sınavından sınıfta kalmışlardır.

Kaynak: Yeni Özgür Politika