Suriye barışa uzak görünüyor

Suriye barışa uzak görünüyor
14 Aug, 2018   04:26

ZEKİ BEDRAN

MSD, Suriye rejimi ile görüşmelerini sürdürüyor. Ancak herhangi bir ilerleme görülmüyor. Rejimi temsil edenler zihni bir değişim içinde değiller. Yıllardır Suriye’de kanlı bir savaş olmamış, halkla hiçbir sorunları yokmuş gibi davranıyorlar. MSD’nin temsil ettiği güçleri yasaları esas almaya çağırıyorlar.  Bu yasalar sorunları çözseydi yüzbinlerce insan yaşamını yitirmez, Suriye yıkıma uğramazdı. Rejimin ayakta kalmasını tüm sorunların çözümüymüş gibi sunmak istiyorlar.

Esad hükümeti ayakta kaldı ama kendi gücüyle değil. Eğer Kürtler Türk devleti ve uzantılarıyla ittifak yapsaydı, rejime karşı savaşsaydı Esad’ın başta kalma şansı hiç olmazdı. Ayrıca İran, Rusya ve Hizbullah’ın desteği olmasaydı yine rejimin hiçbir şansı olmazdı. Esad başta kaldı ama ancak koltuk değnekleri sayesinde ayakta duruyor. Ayrıca Suriye şu anda üçe bölünmüş durumda. MSD buna son vermek, Suriye’yi ortak vatan yapmak için çalışıyor. Ayrıca Suriye’nin önemli bir kısmı Türk devletinin işgali altında. İdlib silahlı çetelerin denetiminde. Türkiye bu güçlerin hamiliğini yapıyor. Rusya, çıkarları için Türkiye ile anlaştı, Efrin’i onlara peşkeş çekti. Türkiye Efrin’de insanlık suçları işliyor. Etnik temizlik yapmaya, demografi ile oynamaya devam ediyor. Halkı talan edip terör uyguluyorlar. İşkenceler ve tecavüzler hız kesmiyor. Bütün bunlara yol veren, göz yuman ve destek veren Rusya’nın kendisidir.

Suriye rejimini temsil edenler irade ve güç sahibi olsalardı Türk devletinin bu işgal ve insanlık suçlarına karşı sessiz kalamazlardı. Sözde Rusya onları destekledi ama tüm Suriye’nin başına büyük bir bela sardı. Türk yöneticileri işgal ettikleri yerleri kolay terk etmezler. Bu onların tarihi bir geleneğidir. Avrupa’nın bir parçası olan küçücük Kıbrıs’ı bile işgal ettiler. 1974’ten beri kimse onları Kıbrıs’tan çıkaramadı. Çok sayıda uluslararası karar olmasına rağmen. Türkiye bırakalım Efrin ve diğer bölgeleri terk etsin, Halep’e göz dikmiş durumda. Halep’i yağmaladılar, yıkıma uğrattılar ama ele geçirme amaçlarından vazgeçmiş değiller.

Suriye vurulmuş, ağır yaralı. Yaralarını nasıl saracak tam bilinmiyor. Ama doğru olan, yaralarını sarma ve birliğini koruması için eskiyi dayatmaması gerekir. Suriye’yi mevcut zihniyet ve yönetim biçimi bu hale getirdi. Hala onda ısrar yeni gerginliklerin ve sorunların kapısını açar. Bu açıdan MSD’nin varlığı tüm Suriye için büyük bir şanstır. Çünkü Kuzey Suriye’yi DAİŞ ve diğer çetelerden temizleyenler birlik ve demokratik bir anayasa istiyorlar. MSD’yi temsil edenler herkes için demokrasi, eşitlik ve özgürlük, diyorlar. Suriye’nin tüm kaynakları Suriyelilere aittir, diyorlar. Tüm inançlar, kültürler ve kimlikler için özgürlüğü savunuyorlar. Milliyetçiliği ve dinperestliği reddediyorlar.

Suriye rejimini temsil edenler MDS’nin bu politikalarını bir şans olarak görme yerine tasfiye edilmesi gereken bir güç olarak bakıyorlar. Merkezi ulus devlet yerine ademi merkeziyetçi, radikal demokrasi isteyenleri tehdit olarak görüyorlar. Ama Suriye artık eskisi gibi yönetilemez, eski politikalarda ısrar Suriye’yi bir arada tutamaz. Aşırı merkezileşme, baskı sonunda patlamaları ve kanlı ayaklanma ve çatışmaları getirir. Suriye’yi bu hale getirenler, yönetenler ortaya çıkan parçalanma ve yıkımda paylarını görmelidirler.

Suriye hükümetini temsil edenler aslında MSD ile olan görüşmeleri bitirmişler. Herhangi bir şeyin değişmeyeceğini açık bir dille söylemişler. Esasında ‘’hükümete biat edin. Yasalara uyun, yönettiğiniz bölgeleri hükümete devredin’’ diyorlar. Binlerce insan şehit oldu. Yıkımlar ve göçler yaşandı. Bunların bir anlamı yokmuş. Gerçek olan tek şey hükümet ve iktidarmış! Görüldüğü gibi bu zihniyet ve bakış açısı hiçbir sorunu çözmez. Rejim MSD’nin temsil ettiği demokrasi güçleriyle birleşmeli, İdlib’i çetelerden temizlemeli. Ardından Türk işgalcilerini tüm Suriye’den kovmalıdırlar. Sonra da kazanımları demokratik bir anayasa ve barışla taçlandırmalıdırlar.