İran hedef olmaya devam edecek

İran hedef olmaya devam edecek
7 Aug, 2018   06:11

Zeki BEDRAN

Şia hilali ABD ve İsrail tarafından kuşatılmaya çalışılmaktadır. Bu sıkıştırma ve daraltma politikası şimdilik Suriye üzerinden pratikleştirilmektedir. İran karşıtı cepheyi ABD örmeye ve etkisini artırmaya devam ediyor. Ortadoğu’da S. Arabistan ve körfez ülkelerinin çoğunluğu bu cephenin içinde. Irak’ta da İran’a yakın duran parti ve güçlerin iktidar olmaması için çalışılıyor. Bu cepheye Türkiye ne kadar dahil olur, onu da ABD ve müttefiklerinin Kürtlere yaklaşımları belirleyecektir. Türkiye Kürtlere karşı ittifaka her zaman İran’ı dahil etmiştir. Geçen yıl Barzani’nin referandum girişimine karşı Türkiye hızla İran’la ortaklaşmıştır. Türkiye ABD’ye yaklaşsa ya da İran’a üstü kapalı destek verse tutumunu Kürt sorununa yaklaşımlar belirleyecektir. PKK ve genelde Kürtlere karşı Türkiye ABD’nin desteğini alırsa İran’a karşı cephede yer alacaktır. Çünkü Türkiye’nin Kürtler dışında şu an önceliği yoktur. Normalde Türkiye İran karşıtı cephededir. Türkiye Sünni cephenin İran ise Şii cephesinin öncülüğünü yapmaktadır. Bölgede iki devlet rekabet halindedir. Ancak Kürtler söz konusu olunca ortaklaşıyorlar. İran ve Türkiye bölgede ulus devlet yapılanmalarının değişmesini istemiyorlar. İkisi de son derece tutucu ve kaskatı kesilmiş durumdadır.

İsrail, DAİŞ’e karşı savaş sürdüğünde gayet sessizdi. İlginç olan ise DAİŞ’le birbirlerine fazla dokunmadılar. Ne zaman ki DAİŞ Suriye’de yenilgiye gitti İsrail İran’a karşı hareketlendi. Suriye’de İran üslerini vuracağını ve yerleşmesine izin vermeyeceğini açıkladı. Suriye’ye istediğinde de saldırılarda bulundu. İsrail anlaşıldığı kadarıyla ABD ve Rusya ile İran’a karşı anlaşmış durumdalar. Çünkü İsrail’in hava saldırılarına karşı Rusya herhangi bir müdahalede bulunmadı. İsrail Esat’ın iktidarda kalmasına karşı olmadığını açıkladı. Zayıflatılmış bir Esat yönetimi İsrail’in tercihidir. İran devreden çıksın. İsrail sınırından yüz kilometre yaklaşmayacaklar, denildi. Anlaşılan Rusya bunu da kabul etmiş.

Hizbullah ve İran DAİŞ’e karşı savaşan aktif güçlerdi. Sadece Rusya’nın hava desteğiyle DAİŞ temizlenemezdi. Bu iki güç savaşın bedelini ödedi, şimdi de güle güle deniliyor. İran’ın Suriye’de etkisinin azaltılmasını Rusya da istemektedir. Rusya, Suriye’de tek başına belirleyici güç olmak istemektedir. İran yerine kendisinin etkili olmasına ABD’nin karşı çıkmayacağını bilmektedir. İsrail’le sık sık görüşmeler yaptılar. ABD ve Rusya’nın Suriye üzerinde temel konularda anlaştıkları anlaşılıyor. ABD ve Rusya sürekli bir çatışma ve gerginlik içinde olmazlar. Çıkarları farklı ama ortaklaşacakları konular da olacaktır.

Suriye nasıl yapılanacak, bu fazla net değil. Ama net olan ABD ve Rusya, onların yanındaki güçlerin bir demokrasi projelerinin olmadığıdır. Öyle bir dertleri ve öncelikleri yok. Olan biten her şey çıkarları ve bölgede kuracakları etkinlikleriyle ilgilidir. Her zaman ve her fırsatta halkların aleyhinde anlaşabilir ve uzlaşabilir olduklarını bilmek çok önemlidir. Buna İran da dahildir. İran’ın da bölgenin demokratikleşmesi yönünde bir politikası yoktur. İran’ın bölgeye müdahalesi kendi sınırlarını ve iktidarını koruma ve etkinliğini sürdürme eksenlidir. Böyle olduğu için İran’ın bölge halklarının desteğini alma şansı yoktur. Kaldı ki, İran kendi içindeki halkların sorunlarını da çözmeye yanaşmamaktadır. İçte demokrasi gelişmedikçe, halklar kimlikleriyle özgürce yaşamadıkça İran egemenlik savaşlarının bir parçası olmanın ötesinde etkinlik kuramaz. Bu da İran için ciddi bir tehlikedir. Böyle kaldıkça ittifaklarını artırmanın ve kalıcılaştırmanın olanağı kalmıyor. İran parçalanmış Ortadoğu’nun çatışmalı ortamında bir taraf ve hedef olmanın ötesine gidemez.

Ortadoğu ve Suriye için en kalıcı çözüm halkların birliğini esas alan demokratik ulus çözümüdür. Tüm halklar, inançlar ve kültürler ortaklaşarak ancak dış müdahaleleri ve kanlı çatışmaları sonlandırabilir.

Kaynak: Ronahî Gazetesi