Suriye’nin güneyi.. Rusya ve ABD ittifakı Türkiye’nin alanını daraltıyor - 2

Suriye’nin güneyi ve bölgedeki çete gruplarının akıbetinde Doğu Guta’daki pratik sergileniyor. ABD ve Rusya’nın Suriye’nin güneyindeki anlaşması, bölgesel ve uluslararası devletlerin çatışmasında menfaat kapan Türkiye’nin Suriye’deki politikalarını boğuyor. Türkiye de, ABD ve Rusya arasındaki çatışmadan yararlanabilmek için iki ülkenin bölge üzerinde vardığı anlaşmayı bozmak istiyor.

Suriye’nin güneyi.. Rusya ve ABD ittifakı Türkiye’nin alanını daraltıyor - 2
3 Jul, 2018   04:57

ROJ MÛSA / HABER MERKEZİ

Rusya, ABD, Ürdün ve İsrail’in, Suriye’nin güneyinde vardığı çatışmasızlık bölgesi anlaşması uzun sürmedi. Devletlerin Suriye’deki çatışma ve anlaşmazlığını fırsat bularak menfaatlerini doğrultusunda işgal politikası sürdüren Türkiye, bu devletlerin bu bölgedeki anlaşmasını da politikalarına tehdit olarak görüyor ve bu yüzden de anlaşmayı bozmak için tüm imkanlarını seferber ediyor. Devletlerin Suriye’nin güneyindeki anlaşması, Türkiye’nin desteklediği ve politikalarında kullandığı çete gruplarını da yok ettiği için Türkiye bu anlaşmanın bir an önce bozulmasını istiyor.

Güney Suriye’nin stratejik önemi

Suriye’nin güneyindeki El-Quneytera ve Deraa kentleri Suriye savaşında stratejik bir öneme sahip. Deraa, Suriye devriminin halen amacından saptırılmadığı ve çete gruplarının ortaya çıkmadığı 2011 yılında devrimin beşiği olarak nitelendiriliyordu. Her iki kent Suriye coğrafyasının kilit kapısı niteliğinde olmasından kaynaklı büyük bir stratejik öneme sahip. Ürdün, Filistin ve Lübnan’a sınırı bulunan her iki kent, ayrıca Suriye’nin güneyini orta coğrafyaya bağlayan bir köprü konumunda bulunuyor.

Çatışmasızlık bölgesi anlaşması

Suriye’deki savaşta etkin rol oynayan ve ülkedeki menfaat ile politikalarını geliştirebilmek için Astana görüşmelerinde kendilerini garantör ülke olarak ilan eden Rusya, Türkiye ve İran’ın Suriye’de ilan ettiği 4 çatışmasızlık bölgesinden biri de Suriye’nin güneyini kapsıyor. Çatışmasızlık bölgesine dahil edilen Deraa ve El-Quneytera kentleri kapladıkları geniş alanın bir kısmı çete gruplarının denetimi altında bulunuyor. Rusya, Türkiye ve İran’ın burayı çatışmasızlık bölgesi ilan ettiği Mayıs 2017 tarihinde aynı zamanda ABD, Rusya ve Ürdün arasındaki bölgedeki durumu değerlendirmek üzere görüşmeler gerçekleştiriliyordu.

Üç ülke arasındaki görüşmelerin ardından 7 Temmuz 2017 tarihinde bölgeye yönelik ateşkes ve çatışmasızlık bölgesi anlaşması imzalandı ve 11 Kasım 2017 tarihinde Rusya, ABD ve Ürdün garantörlüğünde faaliyete girdi. Her üç devlet temsilcileri söz konusu anlaşmayı Ürdün’de imzaladı.

İsrail ve İran’ın İsrail sınırından uzaklaştırılması

İsrail hükümeti Rusya ve ABD arasındaki anlaşmayı olumlu karşıladığını açıklasa da, ilerleyen süreçte diplomatik ilişkiler ile bölgedeki anlaşmaya yönelik hoşnutsuzluğunu ortaya koydu. İsrail yetkilileri daha sonra anlaşmaya ilişkin yaptıkları açıklamalarda, Rusya ile ABD arasında yapılan anlaşmalarda, İsrail’in bölgedeki menfaatlerinin gözetilmediği dile getirildi. Bizzat Netanyahu’nun kendi açıklamasında ise, ABD ve Rusya’nın “Yahudi devletinin” bölgedeki politikalarını görmezden geldikleri ve halen Hizbullah ile İran’ın İsrail sınırına yakın noktalarda olduklarını, duyurdu. Konuya ilişkin açıklama yapan kimi Rus yetkililer de, İsrail’in anlaşmadan bir sonuç beklemediklerini, dillendirmişlerdi.

Rusya, İsrail’i yumuşatmak için ilerleyen süreçte güvenlik toplantısında yaptığı açıklamaları Rus haber ajanslarına servis ederek, bölgede İsrail’in menfaatlerini göz önüne bulundurduklarını söyledi.

İsrail, İran’ın Suriye, Ürdün ve İsrail sınırlarından uzaklaştırılmasını önemli görüyor. İsrail, İran ve Hizbullah’ın sınırlarına yakınlığını büyük bir güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyor. İran güçleri de Suriye-İsrail sınırındaki hatta kimi yelerde 2 kilometre kadar yakın mesafeye yerleşmiş durumda. İran’ın sınır hattına yakınlığını sert bir şekilde ret eden İsrail, Suriye sınırının 40 kilometre derinliklerine kadar silahsız bir bölge kurulmasını talep ediyor. İsrail bu yüzden dönem dönem İran’ın sınır hattına yakın askeri üslerine hava saldırısı düzenliyor. Öyle ki son zamanlarda, İran’ın bölgeden çekildiği ya da sınır hattından uzaklaştığına dönük haberler de gelmeye başladı.

Bölgedeki kimi kaynaklar Ürdün’ün de İran’ın sınır hattında yer almasını kabul etmiyor. Ürdün ayrıca ülkedeki ekonomik sıkıntıların üzerine yaşanabilecek bir göç dalgasına karşı bu bölgede askeri operasyonları da istemiyor.

Bölgedeki anlaşma Türkiye’nin politikalarını tehdit ediyor

Rusya ve ABD arasında süregelen anlaşmazlık ve çatışmaları fırsata çevirmeyi her daim politika edinen Türkiye ise, Suriye’deki işgal politikalarını sürdürebilmek için Rusya’ya yanaşsa da, ABD ile olan ilişkilerini de hiç kesmedi. İlk etapta üç ülkenin Suriye’nin güneyindeki anlaşmasına olumlu yaklaşan Türkiye, bu şekilde Rusya ile Suriye’nin kuzeyinde sürdürdüğü işgal politikalarında anlaşma yolları aradı. Rusya ve ABD’nin Suriye’nin güneyindeki anlaşmasının Kuzey Suriye’de de hayat bulmasından korkan Türkiye, Suriye’nin güneyindeki anlaşmaya olumlu yaklaşımını uzun süre devam ettiremedi. Rusya ve ABD’nin güneydeki anlaşmasının Kuzey Suriye’deki politikalarını kötü yönde etkilediğini gören Türkiye, bu anlaşmaya tepkisini ortaya koymaya başladı.

Rusya ve ABD arasındaki anlaşmanın başarıya ulaşması halinde Türkiye’nin Rusya ile olan ilişkileri ağır darbe alacak ve işgal ettiği Kuzey Suriye’deki merkezlerden çıkmak zorunda kalacak. 

Bölge savaşa doğru sürükleniyor

Rusya, İsrail ile ABD ve kimi bölgesel güçlerin güneyde anlaşmaya varabilmesi için taraflar arasında diyalog kuruyor. Güneyde değişen dengeler de artık İsrail’in bölgedeki menfaat ve politikalarına göre hareket edildi ve İran’ın İsrail sınırından uzaklaştırılması çare olarak görüldü. İsrail, Suriye sınırında asker ve silahsız bir bölgeyi amaçlarken, Ürdün ise bölgede olası bir savaş ve savaş sonrası göç dalgasının önüne geçmek için bir an önce çözüm istiyor. Rusya ise Suriye’nin güneyinde Suriye ile Ürdün arasında ticaret yolları açmayı planlıyor.

Türkiye bu anlaşmayı bozmak istiyor

Türkiye, Suriye politikalarına büyük tehdit olarak gördüğü Rusya ve ABD arasındaki anlaşmayı bozabilmek için Suriye’nin güneyinde desteklediği çete gruplarını rejim güçlerine saldırtıyor. Bu saldırılar da bölgedeki savaşın ilk kıvılcımları oluyor.

Suriye rejim güçlerinin 19 Haziran günü ülkenin güneyine başlattığı hava saldırıları halen sürüyor. Bölgede ayrıca Rusya eliyle bölgedeki çetelerin teslim alınması için girişimlerde bulunulurken, teslim olmayan çetelerin ise Türk devletinin işgali altındaki Kuzey Suriye’deki kentlere taşınması planlanıyor.

Rejim güçleri güneyden sonra nereye yönelecek?

Suriye rejim güçlerinin Nisan 2017 tarihinde Şam ve kırsal kesiminin tamamına girmesinin ardından rejim yetkilileri bundan sonra Suriye’nin güneyi (Deraa ve Quneytera) ile kuzeyine (Idlib) yöneleceklerini belirtmişti. Humus ve Qelemun’un boşaltılması ardından çete grupları Idlib’e taşınırken, çetelerin cephaneleri de rejim güçleri tarafından kullanılmak üzere Suriye’nin güneyine götürüldü.

Suriye rejim güçleri, ülkenin güneyini tamamen denetim altına almasının ardından Idlib’e yönelecek mi? Türkiye’yi işgal ettiği merkezlerden çıkaracak mı yoksa bölgede yeni değişimler mi yaşanacak? Bu sorular önümüzdeki süreçte Suriye’deki siyasi yapının esas konusunu oluşturacak.

ANHA