Erdoğan.. Diktatörlük, kirli siyaset ve yolsuzluk - 4

Recep Tayyip Erdoğan'ın büyük ve güçlü bir ülke olmasından gururlandığı Türkiye, Erdoğan'ın savaşa dayalı dış politikası ve ülkedeki Kürtler başta olmak üzere muhalif kesimlere yönelik baskısı nedeniyle askeri, ekonomik ve siyasi bir çıkmaza girdi. Yeni seçimlerde kaybedeceğini anlayan Erdoğan, koltuğunda biraz daha kalabilmek için erken seçim kararı aldı.

Erdoğan.. Diktatörlük, kirli siyaset ve yolsuzluk - 4
22 Jun, 2018   05:20

Seçimlerde hile kaygısı ve sonuçlar Kürtlerin tercihine bağlı

MEDYA HENAN / HABER MERKZİ

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilk görevi olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanlığına geldiği 1998 yılında tüm ülkede laiklik karşıtı duruşu ile tanındı. Erdoğan, göreve geldiği ilk günden bu ana kadar 400 yıl boyunca Arap ülkelerini işgal altında tutan Osmanlı devletini yeniden canlandırmak için çabaladı. Başbakanlık görevine 2003 yılında gelen Erdoğan hiç vakit kaybetmeden Arap devletlerine yönelimlerde bulunmaya başladı. İlk etapta Türk kültürünü diziler ve filmler ile Arap devletlerine yaymak isteyen Erdoğan, Arap gençlerinin Türkçe öğrenmesi için anlaşmalar imzaladı. Yine Türkiye'de okuyan Arap gençlerin nüfusunu her geçen gün arttırdı.

Erdoğan'ın Arap devletlerindeki siyaseti başarısız oldu

Erdoğan iktidara gelir gelmez kendisini İslam dünyasının yönetimini ele almaya çalıştı ve ilerleyen süreçte kendisini halife ilan etti. Erdoğan İslam dünyasının lideri olduğunu 2016 Nisan ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Türkiye-Arap Yüksek Eğitim Kongresi'nde duyurdu. Erdoğan kongrede yaptığı konuşmasında, "Bir tarafta İslami Yardım Örgütü bulunurken, diğer taraftan ise Arap Birliği var. Niye Arap Birliği yerine İslam Birliği demiyoruz" demişti. Erdoğan bu konuşmasının ardından Arap devletlerine yönelimini net bir şekilde ortaya koyarken, Erdoğan'ın niyetini anlayan Arap devletleri Erdoğan'ın politikalarının önünü almaya başladılar.

Öte yandan Erdoğan'ın İhvancılar eliyle Arap devletlerinde yürüttüğü politikalar da hüsranla bitti. İhvancıların Mısır'daki sisteminin çökmesinin ardından Erdoğan'ın gerçek yüzü gün gibi ortaya çıkarken, Suudi Arabistan, Mısır ve BAE'nin Katar'a uyguladığı ambargo da Erdoğan'ın Arap devletlerindeki politikasını ortaya çıkardı.

Öte yandan Türkiye'nin İsrail ile olan derin ilişkileri ortaya çıkan belgeler ile ifşa oldu. Türkiye'nin Filistin davasındaki nifak politikaları görünür oldu. HDP milletvekillerinin Filistin'deki katliamlar ardından Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerini kesme talebi AKP'nin oyları ile reddedildi.

Erdoğan'ın Ortadoğu'da yürüttüğü askeri politikalar da yenilgi ile sonuçlandı. Türkiye'nin komşu ülkeler başta olmak üzere özellikle Suriye'deki askeri politikaları hüsranla sonuçlandı. Öte yandan Türkiye'nin bölgede yürüttüğü askeri politikalar nedeniyle DAIŞ ve El-Nusra gibi El-Kaide bağlantılı terör gruplarına olan desteği de ifşa oldu. Türkiye'nin terör gruplarına olan desteği Avrupa Birliği ve batılı ülkeler arasındaki ilişkilerini de bozdu.

Türk ordusuna olan güven dağıldı

Erdoğan'ın sürekli övündüğü ve dünyanın NATO'nun ikinci büyük ordusu olarak kabul ettiği Türk ordusuna olan yaklaşımlar son süreçte değişti. Erdoğan'ın yere göğe sığdıramadığı
Türk ordusunun Efrîn'e yönelik işgal saldırılarına karşı ellerindeki hafif silahlarla direnen YPG/YPJ güçleri, Türk ordusunun öyle bilindiği gibi güçlü bir ordu olmadığını tüm dünyaya gösterdi.

Efrîn'e yönelik barbarca saldırılara Türkiye'den de tepkiler yükseldi. Türkiyeli siyasi parti ve aydınlar Erdoğan'ın Efrin işgaline destek vermedi ve işgal saldırılarının Erdoğan'ın seçim ve dolayısıyla daha fazla iktidar yatırımı olduğunu gördüler. Ülkedeki muhalif kesime yönelik baskılar da Erdoğan karşıtlarının sayısını artırırken, özellikle Türkiye iktidarında belirleyici güç olan Kürtlerin Erdoğan'a tamamen sırt çevirmesini getirdi.

Yıllar boyunca Kürt oylarına göz diken Erdoğan, Kürtlerin kendisine sırt dönmesiyle Kürtlere "Terörist" ithamlarında bulunmaya başladı. Erdoğan'ın Kürtlere yönelik yoğun baskısı kentlerin yerle bir edilmesinden, seçilmişlerin tutuklanması ve belediyelerine kayyum atılmasına kadar sürdü.

Türkiye'de ekonomik kriz baş gösterdi

Erdoğan'ın yürüttüğü savaş politikaları nedeniyle Türkiye'de ekonomik kriz baş göstermeye başlarken, bir yıl daha iktidarda kalamayacağını anlayan Erdoğan, çareyi MHP-Bahçeli faşizmiyle ittifak yaparak erken seçim kararı almakta buldu.

AKP hükümetinin 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olma şansını kaybetmesinin ardından değer kaybetmeye başlayan Türk lirası, her geçen gün Dolar ve Euro karşısında eridi. Türkiye'de gerçekleşen darbe girişiminin ardından, artış gösteren işsizlik ve ekonomik kriz hat safhaya ulaştı. Erdoğan'ın siyasetine ve savaş politikasına güvenmeyen iş insanları da artık Türkiye'de iş yapamaz hale geldi.

Türkiye'deki ekonomik kriz AKP'ye kabus gösterirken, Türkiye'nin dış devletler ile olan ilişkileri de her geçen gün kötüleşti. Avrupa Birliği üyesi ve batılı devletler Türkiye'ye ambargoyu tartışırken, ülkede hayatın AKP ile yaşanılamaz hale geldiği şimdiden görünüyor.

Erdoğan'ın Suriye'deki askeri politikaları da sonuçsuz kalırken, bu politikaların ekonomiye etkisi çok oldu. Özellikle DAIŞ çetelerinin Suriye ve Irak'ta geniş bir bölgeyi işgal ettiği dönemde AKP hükümeti tarafından çete grubuna yoğun lojistik destek verildi. Türkiye DAIŞ çetelerinden bölgedeki petrolü satın alırken, Erdoğan terör grupları ile olan ilişkisini siyasi bir başarı olarak lanse etti. DAIŞ çetelerinin Türkiye sınırından uzaklaştırılmasının ardından Türk devleti artık petrolü satın alamaz hale geldi ve ekonomisi derin kayıp yaşadı.

Erdoğan ve ailesi bu kadar mal varlığını nereden buldu?

Uluslararası basın kuruluşlarının yayımladığı raporlarda, Erdoğan'ın yıllık kazancının 50 Bin Euro iken, 4 çocuğu ise, dudak uçuklatan saraylarda yaşıyor. Erdoğan'ın çocuklarının hiçbirinin resmi bir işte çalışmadığı halde bolluk içinde yüzdüğünün belirtildiği raporlarda, bu çocukların karanlık işlerde rol aldığı belirtiliyor. Raporlara göre Erdoğan'ın oğulları Bilal ve Ahmet'in sadece İstanbul'da 50 villası bulunuyor.

Ayrıca Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'a ait şirketten DAIŞ ile defalarca petrol alışverişi yapıldığı raporlara yansımıştı. Erdoğan'ın çocuklarının Suriye ve Irak'tan kaçak yollarla getirdiği petrol Asya ülkelerine satılıyordu. Bu da Erdoğan'ın çocuklarının Asya ülkelerindeki yerel gazetelerde petrol kralı olarak tanımlanmasına neden oldu.

Seçimlerde hile kaygısı

Türkiye'de Erdoğan'ın 18 Nisan 2018 tarihinde duyurduğu erken seçimler 24 Haziran tarihinde, Olağanüstü Hal'in (OHAL) 7'nci kez uzatıldığı bir dönemde gerçekleştirilecek. BM başta olmak üzere uluslararası kesimlerin tamamı OHAL koşullarında gerçekleştirilen seçimlerden kaygı duyduklarını belirtti. Bu kesimler Erdoğan ve partisi AKP'nin kaybedeceklerini anladıkları seçimlerde hile yapmasından çekiniyor.

Türkiye'de OHAL'in tekrardan uzatılmasından bir hafta önce seçim kanununda değişikliğe gidildi. Bu değişiklikler ile ittifakların önü açılırken, hile yapılacağı kaygılarını iyice arttırdı.

Seçim yasasında yapılan değişiklikler ile mühürsüz oy ve pusulalara izin verilirken, asker ve polislerin sandıkların bulunduğu alana kadar girmesine de izin verildi.

Türkiye halkları Erdoğan'ın baskı ve savaş politikaları nedeniyle uzun bir süredir açık bir cezaevi hayatı yaşıyor. Komşu ülkelere saldırıda bulunmaktan geri durmayan Erdoğan, kendisine muhalif gördüğü herkesi kamu görevlerinden ihraç ettiği gibi cezaevlerini de muhaliflerle doldurdu. Erdoğan karşıtlarını susturma yoluna gittiği seçimlerde yapacağı hilelerle de kazanmayı umuyor.

Seçim sonuçlarını Kürtler belirleyecek

Türkiye'deki seçimlerin sonucunu ise Kürtlerin oyu belirleyecek. Erdoğan'ın ittifak kurduğu MHP oylarının yüzde 50'sinden fazlasını şimdiden kaybederken, iktidara çıkmak isteyen tüm partilerin kaderi Kürtlerin elinde. Kuzey Kürdistan'da yaşayan Kürtlerin neredeyse tamamı özellikle Kürt kentlerine yönelik saldırıların ardından rekor bir oranda HDP ve Selahattin Demirtaş'a oy vermeye hazırlanıyor.

2007 yılında gerçekleştirilen seçimlerin verilerine göre, Erdoğan aldığı oyların yüzde 20'sini muhafazakar Kürtlerden aldı. Ancak Erdoğan'ın Kürt halkına yönelik barbarca saldırıları nedeniyle bu desteği de kaybetmiş durumda. Türkiye'deki seçim gündemini yakından takip eden herkes Kürtlerin AKP'ye sırt döndüğünü ve oylarını rekor oranda HDP'ye vereceğini belirtti.

ANHA