Erdoğan.. Diktatörlük, kirli siyaset ve yolsuzluk – 2

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, diktatörlüğe evirilen politikalarında ülkedeki tüm muhalifleri ve gazetecileri yoğun baskı altında tutarak, büyük bir bölümünü cezaevlerine attı. Erdoğan tüm yetkileri elinde toplamak için OHAL koşullarında erken seçime gidiyor.

Erdoğan.. Diktatörlük, kirli siyaset ve yolsuzluk – 2
20 Jun, 2018   04:54

Erdoğan’ın zulmü ve diktatörlüğe gidişi

MEDYA HENAN / HABER MERKEZİ

Ülkede yürüttüğü politikalarında İslam’ı ön plana çıkaran ve dini siyasete alet eden Erdoğan, bu şekilde iktidara gelirken Kuzey Kürdistan’daki Kürtleri de haklarını koruma propagandaları ile kandırmayı esas aldı. Ancak ilerleyen süreçte Erdoğan’ın İslam ve Kürt sorunu hakkındaki tüm politika ve söylemlerinin yalandan ibaret olduğu açıkça görüldü. İktidarını sağlama alan Erdoğan, 15 Temmuz 2016 darbe girişimini de “bir lütuf” olarak görerek, ülkede OHAL ilan etti ve tüm muhalif kesimlere saldırmaya başladı. Erdoğan bu yoğun baskı ve yok etme politikaları altında ülkedeki parlamenter sistemi değiştirmeyi ön gören referandum gerçekleştirdi.

Tüm karşıtlarını tasfiye etti

Erdoğan 2003 yılında başbakanlık görevine geldikten sonra ülkedeki tüm dinamikleri kontrolü altına alabilmek için hiç vakit kaybetmeden çalışmaya başladı. Ordudaki birçok komutanı darbe ile suçlayarak tasfiye eden Erdoğan, muhafazakar ve laik kesimler arasında çatışma çıkararak bu kutuplaşmadan yararlandı. Erdoğan ilerleyen süreçlerde tasfiye plan ve girişimlerini meşrulaştırıcı yasalar çıkardı.

Kürt halkına verdiği sözleri tutmadı

Erdoğan, iktidarını kalıcı hale getirip güçlendirebilmek için Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Newrozu’na gönderdiği mektubun ardından “çözüm süreci” bahanesiyle Kürtlerin desteğine sarıldı. Öcalan’ın mektubunun ardından İmralı’da çözüm görüşmeleri başladı. Yapılan referandumla Cumhurbaşkanının halk oylamasıyla seçilmesinin kabul edilmesiyle Cumhurbaşkanlığına hazırlanan Erdoğan, Kürt oylarına büyük ihtiyaç duyuyordu. 2014 yılında gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı seçimlerinde Erdoğan, halk oylamasıyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı oldu. 

Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından Öcalan’a yönelik tecrit koşullarını derinleştirdi. Öcalan ile yapılan görüşmeler tümden yasaklandı. Çözüm sürecinde Kürtlere verdiği sözleri tutmayan Erdoğan, tek başına iktidar olamadığı 7 Haziran seçimlerinin ardından, Temmuz ayında görüşmeleri tümden bitirerek savaş politikalarına geçti.

Kürt kentleri yıkıldı

Çözüm görüşmelerini bitiren Erdoğan, Kürt kentlerine ve halka yönelik saldırılarını arttırdı. Yürütülen savaş politikalarında Şırnak, Nusaybin, Cizre, Silopi, Sur gibi Kürt kentleri yerle bir edildi. Barbarca saldırılarda yüzlerce sivil de insanlık dışı yöntemlerle katledilirken, bu kentlerde yaşayan halk da zorunlu göçe tabi tutuldu.

Kürt milletvekilleri tutuklandı ve belediyelere kayyum atandı

Ülkedeki tüm hakimiyeti elinde tutmak isteyen Erdoğan, sadece Kürt kentlerine yönelmedi. Erdoğan’dan emir alan yargı mensupları bir gecede 13 HDP’li milletvekilini tutukladı. Tutuklananlar arasından HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş da bulunurken, ilerleyen süreçte birçok vekilin milletvekilliği de düşürüldü.

Milletvekillerinin tutuklanması ile yetinmeyen AKP, Kürt belediyelere de saldırdı. 89 belediyeye kayyum atayan Erdoğan, en az 70 belediye eşbaşkanını da tutuklattı.

OHAL iktidarın yönetim ve yargı aracı haline getirildi

Türkiye’de 15 Temmuz 2016 yılında Erdoğan’ın haberdar olduğu ve izin verdiği belirtilen darbe girişimi oldu. Artan halk tepkileri nedeniyle iktidarını kaybedeceğini anlayan Erdoğan, bu darbe girişimini kaçınılmaz bir fırsat olarak gördü. Darbe girişiminin hemen ardından OHAL ilan eden Erdoğan, ülkedeki tüm muhalif basın yayın organlarını kapattı ve muhalifleri tutukladı. Erdoğan’ın açıklamalarına göre sözde demokrasiye yönelik saldırılara karşı ilan edilen OHAL, Kürt halkı ve ülkedeki muhaliflere karşı bir silah olarak kullanılmaya başlandı.

OHAL ile birlikte parlamentoyu işlevsizleştiren Erdoğan, çıkardığı Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile ülkeyi dilediği gibi yönetmeye başladı. Şu ana kadar 7 defa uzatılan OHAL, halen devam ediyor. Türkiye, Erdoğan’ın savaş ve ekonomi politikaları ile ülkeyi getirdiği bataklığı gizlemek amacıyla ilan ettiği 24 Haziran erken seçimlerini OHAL koşulları altında gerçekleştirecek. Türkiye’deki aydınların yanı sıra dünyadaki aydın ve siyasetçiler OHAL koşullarında gerçekleştirilecek olan seçimlerden kaygı duyduklarını belirtti.

Yüzbinlerce tutuklama ve ihraç

OHAL koşullarını ülkeyi yönetme biçimi haline getiren Erdoğan, bu durumdan faydalanarak bir an önce ülkenin tüm kesim ve kurumlarını denetimine almaya başladı. İlk etapta kendisine bağlı olmayan askeri komutanları hedef alan Erdoğan, bu komutanların neredeyse tamamını ordudan ihraç ederken, büyük bir bölümünü de cezaevlerine attı. Erdoğan, bu komutanların yerine kendisine bağlı isimleri yerleştirdi.

Daha sonra üniversitelere yönelen Erdoğan, binlerce akademisyen ve bilim insanını görevden uzaklaştırdı ve tutukladı. Okul, yargı kurumları, basın kurumları, dernek ve hastanelere kadar saldıran Erdoğan, bu kurumlardaki kendisine muhalif gördüğü on binlerce kişiyi görevden uzaklaştırdı ve büyük çoğunluğunu tutukladı. Erdoğan, görevden uzaklaştırdığı kişilerin yerine kendisine biat eden isimleri yerleştirdi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Örgütü’nün 2017 raporunda, Türkiye’de 160 Bini aşkın kişinin tutuklandığını ve en az 152 Bin kişinin de kamu görevinden ihraç edildiğini duyurdu.

Türkiye’de aralıksız uzatılan OHAL ile birlikte insan hakları ihlalleri de tavan yaptı. Türkiye’de gerekçesiz tutuklamaların yanı sıra en az 100 hamile kadın tutuklandı ve yüzlerce bebekte tutuklanan anneleri ile birlikte cezaevlerine atıldı.

Eğitim ve basın kurumları kapatıldı

Türkiye’de OHAL nedeniyle yüzbinlerce kişi görevlerinden ihraç edilirken, yüzlerce basın ve eğitim kurumu ile dernek, özel hastane ve sivil toplum kuruluşu da kapatıldı. Yine bu kurumların tüm maliyesine el konulurken, bu maliyenin 11 Milyar Doları aştığı belirtiliyor.

AKP, Kürt ve muhalif basının tamamını bir gecede çıkardığı KHK ile kapattı ve malzemelerine el koydu. Türkiye basın özgürlüğünde dünyada son sırada yer alıyor. Ülkede OHAL ilanından bu yana 150 gazeteci tutuklandı.

İnsan hakları savunucuları hedef alındı

AKP hükümetinin OHAL yönetiminde insan hakları ihlalleri tavan yaparken, bu ihlalleri raporlaştıran insan hakları savunucuları da hedef alındı. AKP hükümeti insan hakları savunucularına yönelik sürdürdüğü tutuklama furyasında aralarında uluslararası insan hakları örgütleri temsilcilerinin de bulunduğu yüzlerce hukukçu ve insan hakları savunucusu tutuklandı. Türkiye’de OHAL koşullarında yaklaşık 500 avukat cezaevlerine atılırken, en az Bin avukatta yargılandı.

Ülkede özellikle terör suçlamasıyla gözaltına alınan siviller, gözaltında işkencelere maruz bırakıldı.

Erken seçim

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019 yılının Kasım ayında yapılması gereken parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini 24 Haziran 2018 tarihine aldı. Erdoğan’ın ülkeyi 2019 Kasım ayına kadar yönetemeyeceğini anlamasının ardından erken seçim kararı alındı. Erdoğan’ın erken seçim kararı almasındaki etkenlerden en önemlisinden biri kendisine yönelik desteği her geçen gün kaybetmesi. Anayasa değişikliğinin oylandığı referandumda Erdoğan, yaptığı hileler ve MHP desteğine rağmen yüzde 51 oranında kaldı. Ki bu oranların hile ile alındığı geniş kamuoyu tarafından ortak bir kanı. Ülkede İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük kentlerde de Erdoğan’ın oy oranlarında büyük bir düşüş yaşadı.

Erdoğan yıllardır sürdürdüğü toplumsal kutuplaşmanın artık sonunu getireceğini anladığından savaş politikalarına sarıldı. Efrîn’e yönelik işgal saldırılarında da umduğunu bulamayan Erdoğan, topluma yönelik baskılarını arttırdı ve sahte zaferler peşine düştü. Ülkedeki tüm basın yayın kuruluşlarını kapatan Erdoğan, internet akışına da müdahale etti.

Her türlü baskı ve inkar politikasına rağmen umduğu halk desteğini bulamayan Erdoğan, Efrin başta olmak üzere komşu ülkelere yönelik işgal saldırılarında seçimde oy devşirebileceğini düşündü. Osmanlı yayılmacılığını ağzından düşürmeyen Erdoğan, işgal saldırılarını seçim propagandası haline getirerek kazanabileceğini umuyor.

Ülkedeki ekonomik kriz ile de iyice sıkışan Erdoğan, erken seçim kararı aldı. Seçim kararının hemen ardından muhalif ve laik kesimleri kutuplaştırmak isteyen Erdoğan, yıllardır sürdürdüğü diktatörlük politikasına sarıldı. Kendisini İslam dünyasının halifesi sanan Erdoğan, Osmanlı işgalciliğini propaganda malzemesi yaptı.

Türkiye’deki erken seçimler Erdoğan’ın bölgedeki açgözlülüğü ile demokrasinin bir yarışı haline geldi.

Yarın.. Komşu ülkelere işgal saldırıları ve Osmanlı dönemi hayali

ANHA