Filistin’in yenilgisi ve Arap ile İslam devletlerinin Filistin davasına yaklaşımı-1

İsrail ulus devleti, Britanya’nın kontrolünde ama Osmanlının daha önceleri geliştirdiği plan kapsamında 1948 yılında Filistin topraklarında kuruldu. İsrail’i tanıyan ilk ulus-devlet olan Türkiye, bununla kendi yapısında taşıdığı Proto-İsrail özünü de kanıtlamış oldu.

Filistin’in yenilgisi ve Arap ile İslam devletlerinin Filistin davasına yaklaşımı-1
Filistin’in yenilgisi ve Arap ile İslam devletlerinin Filistin davasına yaklaşımı-1
Filistin’in yenilgisi ve Arap ile İslam devletlerinin Filistin davasına yaklaşımı-1
Filistin’in yenilgisi ve Arap ile İslam devletlerinin Filistin davasına yaklaşımı-1
14 May, 2018   04:41

Filistin’in yenilgisi ve İsrail’in kuruluş aşaması

GAZZE / MISTEFA DEHDOH

Filistinlilerin kaybettiği topraklarının üzerinde 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasının yıldönümü olan 15 Mayıs gününde anmalar gerçekleştiriyor. O dönemde birçok Arap devleti ordusunun girişimleri bulunsa da Filistinliler için değişen bir şey olmadı. Filistinliler 15 Mayıs 1948 tarihinden bu yana yoğun baskı altında özgürlük mücadelesi yürtüyor.

İsrail’in baskıları altında süreli olarak ezilen Filistin halkı ne Arap devletlerinden ne de İslam ülkelerinden destek göremedi. Bu 3 bölümlük dosyamızda Filistin’in yenilgisi ve İsrail’in kuruluş aşaması, Türkiye’nin Yahudilerin Filistin topraklarına gelmesinin önünü açması ile Arap devletlerinin Filistin’e yaklaşımı ve Filistin davasını menfaatleri gereği rol oynamalarını ele alacağız.

İsrail’in varlığı.. Britanya’nın direk rol aldığı ve Osmanlı devletinin önünü açtığı plan

İsrail’in Filistin topraklarına girmesi Britanya’nın direk katılımı ile yıkılmaya doğru giden Osmanlı’nın, Yahudilerin bu bölgede toprak satın almasını sağlayarak işgalin zeminini hazırladığı iyi incelenmiş derin bir plan doğrultusunda gerçekleşti. 1800’lü yıllarda başlatılan bu plan Britanya’nın bölgedeki yönelimini sona erdirdiği 1947 yılından sadece bir yıl sonra, 1948’de İsrail’in kurulduğunun resmen ilan edilmesine kadar sürdü.

Britanya bölgedeki 28 yıllık işgali esnasında İsrail’in devlet olarak kurulabilmesi için birçok kanun ve yasa çıkardı. Britanya’nın Filistin topraklarındaki işgali esnasında Yahudilerin bölgedeki nüfusu 56 Bin civarıydı. Ancak bölgedeki işgalinin sona ermesinin ardından Yahudi nüfusu 605 Bin’e yükseldi. Filistinlilerin bu yönelim karşısındaki direnişlerine rağmen Yahudilerin bölgeye yerleştirilmesine devam edildi. Filistin’in 1936’daki ayaklanmasının ardından Yahudilerin bölgedeki nüfusu yüzde 30’lara başka bir deyişle iki milyona kadar dayandı.

Birleşmiş Milletler Filistin’in bölünmesi kararını aldı

Birleşmiş Milletler (BM) İsrail’in kuruluşunun ilan edilmesinden önce 29 Kasım 1947 tarihinde Filistin’in Yahudi ve Arap devleti olarak ikiye bölünmesi ve Kudüs’ün uluslararası himayede yer alarak hiçbir devlete dahil olmamasını kapsayan Güvenlik Konseyi’nin önerisini kabul etti. Alınan karar ile her iki ülke sınırlarının belirlenmesinin yanı sıra ülkelerin ekonomik perspektiflerinin düzeltilmesini de kapsıyordu. Yahudiler bu kararı memnuniyetle karşılarken, Filistinliler ise bunu, topraklarına yönelik bir yönelim olarak kabul etti.

Arap Devletleri Konseyi 12 Nisan 1948 tarihinde Filistin’e gitme kararı alırken, Siyasi Komite ise Britanya’nın bölgedeki işgalinin 15 Mayıs 1948 tarihinden önce sona ermesi halinde ordularının hiçbir yönelimde bulunmayacağını duyurdu. Britanya’da 14 Mayıs’ı 15 Mayıs tarihine bağlayan gece bölgedeki işgalini sonlandırdığını belirtti.

İsrail’in kuruluşunun duyurulması ve Rusya ile ABD’nin tanıması

Yahudi Konseyi 14 Mayıs 1948 tarihinde Tel Aviv’de İsrail devletinin kuruluş kararını duyurdu ve kararın gece saatlerinde faaliyete gireceğini belirtti. David Ben-Gurion, Britanya’nın bölgeden çekildiği gün İsrail’in kuruluşunu ve Yahudilerin kutsal topraklara dönüşünü duyurdu.

ABD Başkanı Harry Truman, İsrail’in kuruluşunun duyurulmasından birkaç dakika sonra İsrail’i devlet olarak tanıdığı yönünde mesaj paylaştı. Sovyet Birliği de üç gün sonra İsrail’i tanıdığını duyurdu.

Arap devletler İsrail karşıtı mücadelede yenildi

İsrail’in kurulması İsrail ve Arap devletleri arasında direk bir savaşa neden oldu. İsrail Savunma Ordusu 26 Mayıs 1948 tarihinde İsrail geçici hükümet başkanı David Ben-Gurion tarafından kuruldu. Mısır, Suriye, Irak ve Ürdün’den oluşan Arap ordusu da İsrail’e doğru hareket ederek birçok kazanım elde etti.

Arap ordusu ve İsrail arasındaki savaş Güvenlik Konseyi’nin müdahalesine kadar sürerken, 10 Haziran 1948 tarihinde ateşkes ilan edildi.

Arap ordusu ve İsrail arasında ilan edilen 4 haftalık ateşkesin bitmesinin ardından 8 Temmuz 1948 tarihinde Güvenlik Konseyi’nin ateşkesi uzatma çabalarına rağmen iki ordu arasında tekrardan savaş başladı.

Başlayan savaşta Arap ordusu ağır yenilgiler alırken, İsrail de Filistin’in birçok yerinde tarihi zaferler elde etti. Savaş Güvenlik Konseyi’nin savaş tarafları hakkında ağır yaptırım kararı almasının ardından 21 Temmuz tarihinde son buldu.

Nakba (Talihsizlik) Günü 15 Mayıs

Nakba (Talihsizlik Günü), Filistinliler açısından felaket olarak görülen İsrail Devleti'nin bağımsızlık ilanını ve ardından gelişen olayları nitelemek için kullanılır. Bu nedenle İsrail’in bağımsızlığını ilan ettiği tarih olan 14 Mayıs 1948 tarihini müteakip, 15 Mayıs 1948 Nakta Günü olarak sembolleşmiştir. Arapçada felaket olarak tanımlanan bugün, ilk olarak tarihçi aydın Qistentîn Zirêq tarafından kullanıldı.

Nakba günü, 1948 yılından itibaren ölen ya da öldürülen Filistinlileri anmak, yaşanan sürgünün ya da göçlerin sonucunda kaybedilen toprakların, malların, mülklerin ve hakların yasını tutmak için her yıl 15 Mayıs tarihinde Filistinliler tarafından anma günü olarak geçirilir. Günümüzde İsrail'de Miladi takvime göre 15 Mayıs'ta ( Miladi takvimle 19 yılda bir aynı tarihte 15 Mayıs'ın çakıştığı Yahudi takvimine göre bile olsa), İsrail'in bağımsızlık kutlamalarının paralelinde Filistinliler ve Araplar tarafından felaket günü anmaları, protestolar ve gösteriler yapılmaktadır.

Filistinliler ülke ve dünya çapında her yılın 15 Mayıs günü eylemler düzenlemektedir.

Yenilginin sonuçları

Dünya Siyonist hareketinin zaferi anlamına da gelen yenilgi sonucu Britanya’nın da desteğiyle Yahudiler Filistin’in büyük bir alanına hükmetmeye ve İsrail devletinin ilan etmeye götürdü. Aynı zamanda Filistinliler yaklaşık 20 kent ve 400 ilçeden çıkarılarak, zorunlu göçe tabi tutuldu.

Arap devletlerin Yahudi ordusuna yönelik müdahalesi esnasında binlerce Filistinli yaşamını yitirdi ve birçok katliama maruz kaldı. Ayrıca binlerce Filistinli de yaralandı ve sakat kaldı.

Yaklaşık 700 Bin Filistinli Gazze ve doğu bölgelerine doğru göç ettirilirken, Filistinlilerin büyük bir bölümü de Suriye, Lübnan ve Ürdün’e göç etmek zorunda kaldı. Filistin’de kalan halk ise trajedi ile karşı karşıya kaldı.

Filistinlilerden ülke topraklarında kalanlar ise 1966 yılına kadar askeri tedbirler altında yaşadı ve İsrail vatandaşı olarak kabul edildi.

Yenilginin ve İsrail’in kurulmasının üzerinden geçen 70 yılın ardından ABD Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımlamaya başladı.

İsrail uluslararası savaşların doğal bir sonucudur

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan Demokratik Ulus ve Demokratik Uygarlık Manifestosu kitabında “Arap ulus devleti ve İsrail sistemi” başlığı altında İsrail’in kurulmasını ele aldı. Öcalan konuya ilişkin şu değerlendirmede bulunuyor:

İsrail özünde 1550’lerde Amsterdam-Londra hattında modern devlet olarak gelişen, yaklaşık dört yüz yıl süren ve Avrupa’yı kan deryasına çeviren ulus-devlet savaşlarının doğal bir ürünüdür. Ulus-devlet inşacılığında Yahudi entelektüalizmi ve sermayeciliği(kapitalizmi) hep öncü rol oynamıştır. Ancak Katolik, Ortodoks ve İslâmî İmparatorlukların parçalanmasıyla Yahudilerin özgürlüklerine kavuşacaklarına ve giderek süreç içinde gelişen Yahudi milliyetçiliğinin Siyonist ideaları temelinde bir İsrail Yahudi devletinin kurulacağına inanılmaktaydı. Birinci Dünya Savaşı öncesi, sırası ve sonrasında bu inançlı, bilinçli ve örgütlü çalışmalar  sonuç verdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun enkazı üzerinde kurulan minimalist Türkiye Cumhuriyeti ulus-devletçiliğiyle birlikte, çok sayıda minimalist Arap ulus-devletçiğinin yol açtığı ortamda, kutsal Sion ideolojisinin amaçladığı Yahudi ulus-devleti İsrail (1948) resmen ilan edildi. Türkiye Cumhuriyeti kendi Proto-İsrail özünü kanıtlarcasına, bu devleti tanıyan ilk ulus-devlet oldu.

İsrail’in kuruluş ve ilanı sıradan bir olay değildir. İsrail bölgede hegemonik rol oynayan en son güçler olan Osmanlı İmparatorluğu ve İran Şahlığı’nın bağımlı minimalist ulus-devletlere dönüştürülmelerinden doğan iktidar boşluğunu dolduran kapitalist modernite hegemonyacılığının çekirdek hegemon gücü olarak doğmuştur. İsrail’in çekirdek bir hegemon güç olarak kurgulanışı çok önemli bir husustur. Bu demektir ki, bölgedeki diğer ulus-devletler hegemon güç olan İsrail’in varlığını tanıdıkça meşru kabul edilecekler, tanımamaları halinde savaşlarla hizaya getirilinceye kadar yıpratılarak tanıyacak hale getirileceklerdir. Türkiye Cumhuriyeti, Mısır, Ürdün ve bazı Körfez ülkeleri İsrail’i ilk tanıyanlardan oldukları için meşru birer ulus-devlet olarak kabul edilip sistem içine alınmışlardır. Geriye kalanlarıyla İsrail ve müttefikleri ve diğer ülkelerle birlikte savaş devam etmektedir. Filistin sorunu çerçevesinde Araplarla, Körfez sorunu çerçevesinde diğer İslâm ülkeleriyle yürütülen savaşlar ve çatışmalar İsrail’in bölgedeki hegemonik varlığıyla yakından bağlantılıdır. İsrail’in hegemonyası tanınıncaya kadar bu çatışma, komplo, suikast ve savaşlar devam edecektir.

Yarın: Osmanlılar herkesten önce Filistinlileri sattı

ANHA