Türkiye’nin Suriye’deki askeri üsleri ve tekrarlanan İskenderun senaryosu-3

İşgalci Türk devleti Kuzey Kürdistan başta olmak üzere Suriye’nin her alanında halklara karşı tüm hukuk kurallarını çiğniyor. Kuzey Suriye’de yaşayan halkları zorla yaşam alanlarından eden Türk devleti, uluslararası hukuk kurallarını ayaklar altına alarak bölgenin demografik yapısını değiştiriyor. Asya’da bulunan Türk asıllı halkları Suriye’ye yerleştiren Türk devleti, işgalini bu şekilde sürdürüyor.

Türkiye’nin Suriye’deki askeri üsleri ve tekrarlanan İskenderun senaryosu-3
22 Apr, 2018   04:59

Idlıb’e Uygur Türkleri yerleştiriliyor

ALAN ROJ / HABER MERKEZİ

Dosyamızın üçüncü bölümünde Türk devletinin Asya’daki Türki halkları ve Sünni Selefi grupları Suriye’ye nasıl yerleştirdiğini ele alırken, Türk devletinin bu grupları yerleştirdiği yerleri açıklayacağız.

Uygurlar ve Türkiye’nin desteklediği milliyetçi partileri

Uygurlar, Çin’in kuzeybatısındaki Türkistan bölgesinde yaşayan Türk asıllı halktır. İslam inancından olan bu halk, cihatçı selefi bir İslam hareketine mensuptur.

Yaklaşık 11 Milyon nüfusu olduğu bilinen Uygurların bir kısmı Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkiye’de yaşarken, bu ülkelerdeki nüfusları azdır. Suriye’de de 2011 yılında ortaya çıkan Uygurlar, 2014 yılında Türkistan İslami Partisi adındaki örgütlenmelerini duyurdu. Bu parti Çin’in doğusundaki Türkistan’daki İslami partinin bir koludur.

Birleşmiş Milletler, bu partiyi 2001 yılında terör listesine alırken, ABD ise 2009 yılında terör listesine aldı. Rusya’da bu partiyi 2016 yılında yasaklı partiler arasına aldı. Çin ise bu partiyi terör örgütü olarak kabul ediyor.

Suriye’ye geçişleri

Silahlı Uygur gruplarının Suriye’deki varlığı, Cephet El-Nusra çete grubunun Katar, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle 2011 yılında Suriye’deki varlıklarını ilan etmesinin hemen ardından başladı. Suriye’deki savaşta yaralanmasının ardından Türkiye’ye yerleşen Ebû Rebah isimli El-Nusra çete üyesi, silahlı Uygur gruplarının Suriye’deki ilk askeri noktalarının kurulması için yardımda bulundu.

Türk devleti, Suriye’de DAIŞ ve El-Nusra çete gruplarına katılımlarını sağlamak amacıyla ellerindeki tüm imkanlar ile Türkistan’daki silahlı Uygur gruplarına destekte bulundu. Bu gruplara her türlü resmi belgeleri sağlayan Türkiye, yine İslam şeriatını öğrenmeleri için eğitim merkezleri açtı.

QSD güçleri tarafından ele geçirilen DAIŞ çeteleri arasında yer alan Osman Ismet isimli Uygur çete üyesi, Türk devletinin kendilerine yönelik desteklerini ve Suriye’ye nasıl gönderildiklerini ANHA’ya anlatmıştı.

Çin’in Türkiye’yi Uygurlara resmi belgeler sağlayıp Suriye’ye gönderdiği yönündeki suçlamasının ardından hükümet raporlarında da Türkiye’den Suriye’ye geçen DAIŞ çeteleri ve ailelerinin seferlerinin arttı ortaya çıkmıştı. Türk basını ise Suriye’ye gönderilmek üzere Türkiye’ye getirilen Uygurların Çin’in baskı ve zulmü altında yaşadığı yönünde propaganda yapmaya başlamış ve Suriye’ye gönderilmelerinin Çin’in baskılarından daha iyi olduğu itiraflarında bulunmuştu.

Idlib’teki Dürzi ve Hristiyanlar Uygurların yerleştirilmesi için katledildi ve göç ettirildi

Simaq Dağı ve kentin kuzeyindeki 18 köyde yaşayan Dürziler, Idlib’in köylerinde yaşayan başlıca halklar arasında yer alıyor. Idlib’te yaşayan Hristiyanlar ise El-Xesaniye ve El-Yeqûbiyê gibi köy ve beldelerde yaşıyor. Kentte yaşayan Dürziler, kendilerini Özgür Ordu diye tanımlayan çetelerin İslam dinine geçmemeleri halinde kafalarının kesileceği yönündeki tehditleri nedeniyle bölgeden göç etmek zorunda kaldı.

DAIŞ çetelerinin 2014 yılında bölgeyi işgal etmesinin ardından Suudi Arabistanlı Seîd El-Xamdî isimli çete üyesi, Dürzileri İslam şeriatına göre yaşamaya zorlama, kabul etmemeleri halinde ise kafalarının kesilmesi ile görevlendirildi. DAIŞ’in ardından bölgeye gelen El-Nusra ve Türkistan İslami Partisi de aynı uygulamayı sürdürdü. Hristiyan ve Dürzileri kendilerine göre İslam inancına zorlayan El-Nusra ve Türkistan İslami Partisi, 10-14 yaş aralığındaki çocukları eğitim kamplarına gönderdi. Çetelerin bu uygulamasını kabul etmeyenler katliamdan geçirildi. Qelib Loze köyünde çetelerin bu uygulamasını kabul etmedikleri için yaklaşık 40 yurttaş katledilirken, diğer köy sakinleri de zorla göç ettirildi.

Türkiye Idlib’te Uygur işgal üssü kuruyor

Semaq Dağı ve Idlib’in köylerinde yaşayan halklar üzerindeki baskılar, Uygur Türklerinin bölgeye gelmesinin ardından arttı. Aynı zamanda silahlı çete grupları ve aileleri Şehba bölgesine yerleştirilmeye başlandı. Türk İslam Taburları Komutanı Ebû Rida El-Tirkistanî Türkistan’daki Uygurlara Suriye’ye gelerek Alevilere karşı savaşma çağrısında bulundu.

Çin’den Suriye’ye gelen Uygur Türklerinin sayısı 2013-2014 yıllarında 20 Bine ulaştı. Bu nüfusun büyük çoğunluğu Idlib ve İskenderun arasındaki 100 kilometrelik bölgelere yerleştirildi. Uygurların buradaki varlıklarının çoğaltıldığı ve sayılarının net bir şekilde bilinmediği belirtiliyor. Ayrıca çok sayıda Özbek, Türkmen ve Azeri de Uygurlar ile birlikte bu bölgeye yerleştirildi. Idlib’in Derkoş Beldesi’nde bu grupların çocukları için eğitim evleri açıldı.

Türkiye Suriye’de varlığını artırıyor

Dosyanın ilk üç bölümüne bakıldığında Türkiye’nin yıllardır Suriye’de sürdürdüğü politikalarında zorla göç ettirme, toplumsal kırım, bölgesel kültürü yok etme ve Suriye topraklarına Türk ve Türki halkları yerleştirerek bölgeleri işgal etme politikalarının halen değişmediğini net bir şekilde görüyoruz.

Türkiye eliyle Suriye’ye getirilen tüm çeteler ve aileleri, “Ben Türküm” fikrinde ortaklaşrılıyor. Bu fikre göre Türkçe konuşan tüm halklar Türktür, birdir ve kardeştir. Erdoğan’da bu fikri kullanarak bölgeye çeteleri yerleştirmeye ve bu şekilde bölgedeki politikalarını sürdürmeye çalışıyor.

Beyrut Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’ne göre, Türkiye Suriye’nin bir kısmını işgal etme politikaları çerçevesindeki Suriye’ye getirdiği Uygurlara destek veriyor. Merkeze göre, Türkiye ilerleyen süreçte “Türk halkının korunması” bahanesiyle bölgeye yönelimde bulunması amacıyla bu şekilde bölgenin demografik yapısını değiştiriyor.

Yarın: Efrîn’deki talan ve demografik yapıyı değiştirme politikaları

ANHA