TEV-DEM: Efrin’de zafer halkımızın olacaktır

TEV-DEM Yürütme Kurulu yaptığı yazılı açıklamada, Efrin’i kurtarmanın ajanların yolundan giderek değil, direniş ve fedakarlık yoluyla gerçekleşeceğini, kaydetti.

TEV-DEM: Efrin’de zafer halkımızın olacaktır
22 Mar, 2018   10:00

HABER MERKEZİ - TEV-DEM açıklamasında, Efrin’de mücadelenin gerekli görülen her yöntemle sürdürüleceğini ve bunun da efrin halklarının en doğal ve meşru hakları olduğunu, belirtti. Türk dünyanın neresinde olursa olsun Kürtleri soykırımdan geçirme amacında olduğuna dikkat çeken TEV-DEM, Efrin’de bunun için de soykırım saldırılarının gerçekleştirildiğini ve demografik değişimin amaçlandığını, söyledi.

Uluslararası kuruluşlara da seslenen TEV-DEM, Efrin halkına karşı sorumluluklarını yerine getirerek, insani yardımları sağlamasını, istedi.

Efrin direnişinin kesinlikle başarılı olduğu, kent merkezinde çıkmanın halkın katliamdan geçmesinin önüne geçmek amacıyla geliştiğine vurgu yapılan TEV-DEM açıklaması şöyle;

EFRİN’DE TARİHİ DİRENİŞ SERGİLENDİ

“Türk ordusu ve cihatçı çetelerine karşı Çağın Direnişi’nde 58 gün boyunca soluksuz bir fedakarlık gösterilmiştir. Tarihi kahramanlık ve fedakarlık efsaneleri yazılmıştır. İşgalci ordu ve yok etmeye programlı araçlarına karşı hala devam eden halk direnişi, düşmanlara ve karanlık güçlere ders vermiştir. Bu direniş halen de devam etmektedir.

Efrin halkımız tarihi direnişiyle tüm dünyanın dikkatini çekmiştir. Halkımız iradesinin asla kırılamayacağını ve hiçbir güç tarafından yok edilemeyeceğini açık şekilde ortaya koymuştur. Bu direniş, terör ve çete destekçisi Türk devletine karşı halkımızın en güçlü yanıtı olmuştur.

‘SALDIRILARA KARŞI ULUSLARARASI SESSİZLİK BÜYÜK BİR UTANÇ’

İşgalci Türk ordusunun her türlü silahı kullanarak geliştirdiği barbarca saldırıları devam etmektedir. Uluslararası kurumlar buna karşı sessizdir. Bu sessizlik, sivil halkımıza yönelik saldırıların yoğunlaşmasına izin veren büyük bir utançtır.

Türk ordusunun saldırıları özellikle de, saldırılar nedeniyle Efrin köylerindeki sivillerin evlerini terk ederek Efrin kent merkezine gelmesinin ardından artmıştır. Faşist Türk ordusu ve işbirlikçi çeteleri son 2 hafta içerisinde kenti çembere almıştır. Bilinçli olarak ana hizmet kurumlarını hedef alarak yıkmıştır. Kentte su ve elektriği kesmiş, ve sağlık merkezi, hastane gibi kamu yerlerini yıkmıştır. Faşist Türk devleti Bu şekilde bölge halkını teslim alarak, boyun eğmelerini amaçlamıştır. Kente yönelik aralıksız şekilde gerçekleştirilen bombardımanlar yüzbinlerce insanın yaşamını tehlikeye atmış ve bu da halkın göç etmesini zorunlu kılmış, zor koşullarda yaşamalarını ve evlerinden çıkarak dışarıda kalmalarına sebep olmuştur. Uluslararası insani örgütler halkın en temel insani yardımlarını bile tedarik etmemiş, hiçbir yardımda bulunmamışlardır. Yardım etmek bir yana, halkımızın yaşadığı zorluklar ve acılar karşısında başında beri odluğu gibi halende seyirci rolü oynamaktadırlar. İşgalci, faşist Türk devletinin asıl istemlerinden bir tanesi de zaten budur.

Rusya’nın Türk ordusu ile yaptığı ittifak sonucu; karar gücünden yoksun kalmış Suriye rejiminin utanç verici sessizliğiyle birleşen uluslararası sessizlik, Efrin halkımızın büyük acılar yaşamasının nedenlerinden biri olmuştur. Söz konusu güçler halkımızın başına gelenlerden ve hala devam eden durumdan sorumludurlar. Ancak herkes bilsin ki; İrademiz asla kırılmayacak, işgalcileri ve işbirlikçi çetelerini yenilgiye uğratıncaya ve zaferi kesinleştirinceye kadar direnişimiz mutlak olarak sürecektir. Direnişimiz Efrin topraklarının kurtuluşuna dek devam edecektir.

ZAFER KESİNLİKLE HALKIMZIN OLACAKTIR

Zafer, bir sürecin sonunda belli olacak bir olay değildir. Bu temelde halkımıza şunu açık şekilde söylemek isteriz ki; şimdiye dek süren Efrin direnişimiz kesinlikle başarılıdır. QSD, YPJ ve YPG’li kahramanlarımız uzun süre Efrin kent merkezinde işgalci Türk ordusu ve çetelerine karşı direnebilirdi. Ancak ahlaki sorumluluğumuz ve sivillerin yaşadıkları güçlükler nedeniyle bu kararı almış bulunmaktayız. Kararımız da barbarların insani değerlerden uzak bir biçimde tüm güçleriyle saldırıları üzerine; halkımızın ve çocuklarımızın hayatını ve kenti yıkımdan kurtarmak için direniş yöntemimiz değiştirmek şeklinde olmuştur.

Direnmenin yaşamak olduğuna inanan savaşçılarımız açısından da kentten çekilme kararı ağır bir karardı. Ancak halkımızın yararı ve Kurmanc Dağı’nda direnişi en üst düzeye taşırmak açısından en doğru karar bu olmuştur. Düşman basını Efrin’deki durumu kendisi ve çeteleri için ne kadar zafer gibi gösterip bizim için yenilgi olarak gösterseler de, bizler halkımızın bir gün mutlaka gerçek kılacağımız özgürlüğü için sonuna kadar direnme sözü veriyoruz. Asla baş eğmeyeceğiz. Bunu herkesin bilmesi gerekir. Şehitlerimizin intikamını alacağımızı, düşmanın topraklarımızda rahat nefes almasına izin vermeyeceğimizi ve topraklarımızı düşman işgalinden kurtararak büyük zaferi elde edeceğimize dair sözümüzü bir kez daha yineliyoruz.

Barbar düşmanlarımızın Efrin’e girmeleri için yol açılmış olsa da, halkımız bu işgalcilerin Efrin’de çıkarılacaklarının inancını taşımaktadır. Düşman, fırsat bulduğunda bu barbarların Rojava-Kuzey Suriye’nin tüm bölgelerine, Şengal ve Kerkük’e ve halkımızın yaşadığı her yerde varlıklarını son vererek, tasfiye etme arzusundadırlar. Türk cumhurbaşkanı bir bölgeyi ya da partiyi hedef almadığını, saldırılarına bahane ettiğini açık şekilde göstermektedir. Faşist, ırkçı saldırıları, halkımızın devam eden direnişine çarpacak ve kesinlikle büyük bir darbe yiyecektir. Aksi halde bilinmelidir ki, temel amaçları müttefikleriyle birlikte halkımızı yok etmektir.

Efrin direnişi için aralıksız bir şekilde destek eylemleri gerçekleştiren dört parça Kürdistan ve yurt dışındaki halkımızın fedakarlığı ve vefakarlığı karşısında saygıyla eğiliyoruz. Hepsinden mücadele ve direnişlerini devam etmelerini istiyoruz.

EFRİN KESİNLİKLE EFRİN KALACAKTIR

Uluslararası kurum ve kuruluşlar; ahlaki ve siyasi sorumluluklarını yerine getirerek, göç etmek zorunda kalan halkımızın evlerin acilen ve güvenli bir şekilde dönmelerini sağlamalarını; ayrıca halkın işgalci Türk ordusu ve çeteleri tarafından yağma ve talana uğrayan mal ve mülklerinin korunmasını sağlamaları çağrısı yapıyoruz. Halkımıza acil yardım ulaşmalıdır. Türk cumhurbaşkanının Efrin bölgesinin demografisini değiştirme, farklı kültür ve kimlikleri bölgeye dayatma gibi kirli siyaseti konusunda uyarıda bulunuyoruz. Halkımız da, tüm gücümüzle bu haksız ve kirli planlara karşı duracağımızı bilmelidir. Efrin kesinlikle eskisi gibi Efrin olarak kalacaktır. Zengin ve onurlu halkıyla Efrin olarak kalacaktır. Bunun için de tarihte eşi görülmemiş efsanevi bir direniş yürütülecektir.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden Türk devletinin uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmesi için baskı yapmasını istiyoruz. Tüm kamuoyu bilmelidir ki, bizle faşist türk devleti ve çetelerini işgalci olarak göreceğiz. Varlığımızı savunmanın ve topraklarımızı kurtarmanın meşru haklarımız olduğunun bilinmesini açık şekilde ilan ediyoruz.

Direnişçi halkımız işgalcileri ve Türk ordusunun işbirlikçilerini kabul etmediğini göstermiştir. Efrin’de hainler yoluyla ‘idari yönetim’ adıyla dayatılmak istenenlere karşı da halkımızla birlikte gerekli görülen her türlü yöntemle direneceğimizi de herkes bilmelidir. Bu işbirlikçilere karşı direnilecek ve Efrin topraklarının tamamı kurtarılacaktır. 18 Mart 2018’de Antep’te “Efrin’in Kurtuluş Kongresi” adı altında oluşturulan çete meclisine ihanetin asla meşruluk ve başarı getirmeyeceğini söylüyoruz. Efrin’i kurtarmak ajanların yolundan giderek değil, direniş ve fedakarlık yoluyla gerçekleşecektir.

Onları uyarıyoruz; Efrin toprakları ve zeytinleri hainlerin, değersiz ve ölçüsüz gruplarını kabul etmeyecektir. Daha aşağı sıfatları hak eden bu gruplar köleliği dayatan gayri ahlaki bir yapının parçasıdırlar ve işgalciliği meşrulaştırmayı amaçlamaktadırlar. Halkımız mutlaka bir gün intikamını alacak ve bu intikam, Efrin’in onurlu iradesine layık olacağı gibi, halkımıza saldıranlara da büyük bir ders olacaktır.

ANHA