12 Mart’ın yıldönümünde: Fitneye karşı halkların birliği

Zulme ve düşmanlaştırmaya karşı başlayan 12 Mart 2004 Qamişlo Serhildan’ı, ‘hak verilmez, alınır’ prensibinin vücut bulmuş ispatı olmuştu. Mücadele ruhunun kıvılcımını ateşleyen bu serhildan, asıl çatışmaların halklar arasında değil, özgürlükten yana olanlar ile egemenler arasında olduğunu açık bir şekilde gösterdi.

12 Mart’ın yıldönümünde: Fitneye karşı halkların birliği
12 Mar, 2025   07:50
HABER MERKEZİ
EHMED SEMÎR

Halklar tarihinde bazen öyle anlar olur ki onur ve adalet mücadelesinde dönüm noktası olur. 12 Mart 2004’teki Qamişlo Serhildan’ı da Kürt halkı için bu söz konusu dönüm noktalarından biridir. 

Haksızlığa karşı başlayan bu serhildan, egemenlere, baskıcı rejimlere karşı, ‘hak verilmez, alınır’ ilkesinin cisme bürünmüş hali oldu. 12 Mart Serhildan’ı, geçici bir halk ayaklanması değil, halkların siyasi, toplumsal ve yaşamın tüm alanlarında ortak örgütlenmesini sağlayan Özerk Yönetim projesinin, 19 Temmuz 2012 Rojava Devrimi’nin fitilini ateşleyen bir kıvılcımdı.

FİTNE NEDİR, NASIL ÇIKARILIR? SORUSUNA CEVAP

12 Mart 2004 günü yaşanan olaylar, Qamişlo’da Cihad ve Fitewe futbol takımları arasındaki maçta sırasında başladı. Dönemin Baas rejimi, halklar arasındaki farklılıklardan istifade ediyordu. Maç esnasında Baas rejimi destekçileri tarafından milliyetçi sloganlar atıldı. Taraftarlar arasında çıkan kavga büyüdü, Baas’ın kolluk kuvvetlerinin Kürt yurttaşlara doğrudan ateş açmasıyla büyüdü. Olayda 38 Kürt şehit oldu, binlerce Kürt tutuklandı. Bu katliamın ardından Kürtler serhildana kalktı.

Bugün Suriye’nin kıyı kentlerine baktığımızda halklar arası fitne ve karışıklık çıkarma yöntem ve argümanlarında pek bir değişiklik olduğu söylenemez. 2004’te Kürtleri hedef alan kışkırtıcı, karalayıcı söylemlerin benzeri bugün Alevi toplumuna ve Suriye’nin diğer bileşenlerine karşı kullanıyor. Söz konusu kışkırtmaların amacı her zaman iç savaş çıkarmak ve halkların birliğini bozguna uğratmak olmuştur. Ancak tarih sahnesinden çıkarılan dersler, birlik ve dayanışmanın söz konusu fitne girişimlerine karşı en güçlü silah olduğunu gösteriyor.

ŞEHİTLER VERİLEREK KURULAN BİR GELECEK

12 Mart’ın tanıklarından Himêdî Nebî de Baas rejiminin o dönem Kürtler ve Araplar arasında çıkarmaya çalıştığı fitnenin bugün medya aracılığıyla, aynı argümanlarla yine çıkarılmaya çalışıldığını ancak boşa çıkarıldığını belirtti. Himêdî Nebî’ye göre 2004’teki Serhildan’dan çıkarılan tecrübe ile oluşan halklar arasındaki dayanışma, eski acıların tekerrürünü engelliyor.

2004’teki Serhildan’ın şehitlerinden birinin babası Merî Mihemed de bugün yapılmak istenen kışkırtmaların 2004’tenin bir benzeri olduğuna işaret ederek şunları söyledi: “O zaman üzüldük ama asla pişman olmadık. Hak verilmez, alınır. Serhildan’ın meyvesini 2011’de verdiğini, halkların hakları için ayaklanmasında gördük. Bugün de Kürtler uluslararası denklemin başlıca aktörlerinden biridir. Bunlar tabi ki şehitlerimizin fedakarlıkları sayesinde oldu.” 

DAYANIŞMA KOMPLOLARDAN GÜÇLÜDÜR

Milliyetçiliğe karşı yegane ilaç, demokratik bir toplum inşa etmektir. 2004’te ortaya çıkan tablonun bugün Suriye kıyılarında kendini tekrarlaması, halk düşmanlarının halklara karşı komplo yapmaktan bir an olsun vazgeçmediğini gösteriyor. Buna karşın tarih, her zaman halkların birlik ve dayanışmasının tüm komplolardan daha güçlü olduğunu da göstermiştir. Asıl çatışmalar halklar arasında değil, özgürlüğünü ve onurunu için mücadele edenler ile hegemonlarını korumak isteyen güçler arasında olmuştur.

Yaşanan tüm zorluklara rağmen Suriye için iyi bir gelecek oluşturmak adına olumlu adımlar da atılıyor. 10 Mart’ta QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi ile Şam iktidarı başkanı Ahmed El Şera’nın vardığı mutabakat, Suriye’nin geleceği için olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor. Zorlukların üstesinden ancak birlikle, adaletle gelinebilir; Suriye halkının ödediği bedellere layık bir gelecek inşa edilebilir.

(cj)

ANHA