HABER MERKEZİ

Erdoğan’ın Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik tehdit ve saldırıları ile seçim propagandası yaptığını ve iç krizlerini gizlemeye çalıştığını söyleyen Suriyeli siyasetçi Deham El-Setam, Suriye halklarının Türk devletinin politikalarının karşısında durması gerektiğini söyledi.

Suriyeli muhalif siyasetçi Deham El-Setam, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik işgal tehditlerine ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

*Türkiye, Kuzey ve Doğu Suriye’ye işgal tehditlerinde bulunuyor. Bu tehditlerin yerine getirilmesinin koşulları var mıdır?

Türkiye’nin saldırılarda bulunabileceği yeterli koşullar, ne önceden ne şimdi ne de gelecekte olmayacaktır. Çünkü Türkiye işgalci bir devlettir. Koşulları, gerekli gerekçeleri olmadan Suriye krizinden bu yana bölgeye saldırmaktadır.

Türkiye, yerel yönetimler seçimlerine gidiyor. Seçimler öncesi Fethullah Gülen ve PKK konuları tartışma konuları olacaktır. AKP iktidarı bu yüzden içeride yaşadığı krizi komşu ülkelere taşımak istemektedir. Erdoğan, seçimlerde halkların oylarını alabilmesi için işgal tehditlerinde bulunuyor.

Yani Erdoğan, Türkiye’nin 81 ilinde farklı açıklamalar yapacak ki o bu konuda uzmandır; ABD, Rusya ve bölgedeki devletler arasında iyi oynuyor. Bu yüzden devletler farklı noktalarda yapılacak birkaç top atışını görmezden gelse de kapsamlı bir yönelim olmayacaktır.

Suriye halkları direnmelidir ve düşmanın önünü almalıdır. Kuzey ve Doğu Suriye’deki demokratik projeyi pratiğe geçirebilmeliyiz.

*Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kürt, Arap, Süryani, Türkmen ve Ermeni halkların ortak yönetimlerine rağmen bölgedeki yönetimi tek bir partiye bağlıyor. Erdoğan’ın bu iddiaları nasıl kırılır?

Suriye halkları olarak Erdoğan’ın bu iddialarını birlik ve beraberliğimiz ile boşa çıkarmalı ve olası her saldırıya karşı ortak bir direniş sergilemeliyiz.

*Suriye muhalefetinin bu tehditler karşısındaki sessizliğinin sebebi nedir?

Dışarıdaki muhalefet, bir Türkiye oluşumudur ve şimdi de Suriye işgalinde piyondur. Bunlar, işgal saldırılarında rol almaya hazır olduklarını dahi açıkladılar. Ancak Şam’daki muhalefet Türkiye’nin tehditlerini kınadı.

*İşgal tehditlerine karşı sessiz kalan Rusya’nın olası saldırılardaki menfaati nedir?

Daha önce Erdoğan’ın tüm taraflar ile ilişkiler geliştirdiğini söylemiştim. Rusya, İdlib konusunda Türkiye’ye muhtaçtır. Yine Türkiye’nin Rusya’nın bölgedeki garantörü olduğu görülüyor. Ancak Türkiye-Rusya anlaşması dönemseldir. ABD’nin de kısmi bombardımanları görmezden geleceğini düşünüyorum ancak kapsamlı bir yönelim olmayacaktır.

*Uluslararası Koalisyonun işgal tehditlerine karşı tavrı yeterli midir?

Kuzey ve Doğu Suriye halkları bölgedeki terörden temizledi ve terörü son alanında da kuşatmış durumda. Erdoğan’da bu teröristler üzerindeki baskıyı azaltmaya ve içeride yaşadığı krizi tehditler ile dışarıya aktarmaya çalışmaktadır.

Doğrusu Uluslararası Koalisyonun tavrı yerinde değildir. ABD başta olmak üzere koalisyon bu yönelimlerin karşısında durmalıdır. Farklı açıklamalar yapıldı ancak ciddi tavır alınmalıdır. Doğrusunu söylemek gerekirse hiçbir zaman bunlara sırt dayamadık, Kuzey ve Doğu Suriye halklarının iradesine sırt dayıyoruz.

Suriye ulusal güçlerine olası saldırılara karşı durma çağrısı yapıyoruz. Ayrıca Kuzey Suriye’deki demokratik yapıya düşman saldırısına karşı Suriye hükümeti dahil tüm halklara direniş kapısını açma çağrısı yapıyoruz.

ANHA